14 Aralık 2013 Cumartesi

Sinir İletim Çalışmaları

Sinir iletim çalışmalarında motor ve duyusal sinirlerin fonksiyonları değerlendirilir. Sinir iletim hızı bu testte ölçülen şeylerden biridir.
Sinir iletim çalışmaları uyuşma, güçsüzlük gibi sinir hasarını düşündüren durumlarda yapılabilir. Olayın lokal mi yaygın mı olduğunu ayırt edebilir (mononöropati vs polinöropati). Sinir hasarının ciddiyetini ve prognozu gösterebilir.
Uygulamada önce cilt temizlenir. Elektrotlar çalışılacak sinire uygun yerlere yerleştirilir. Uyarı verilir ve sinir boyunca ilerleyen akım kaydedilir. Sinir hasarı varsa akım yavaşlar ve zayıflar.
Sinir iletim çalışmalarında şu parametrelere bakılır: birleşik motor aksiyon potansiyeli, duyusal sinir aksiyon potansiyeli, F-dalgası çalışması, H-refleksi çalışması, akson dalgası çalışması, kornea refleksi çalışması, direkt fasiyal sinir çalışması.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Elektrodiagnostik Testler; Ne Zaman, Niçin ve Nasıl İstemeli?

Elektrodiagnostik testler, periferik sinir sistemi ve kas hastalıklarının tanısını koyma ve tedavi planlarının yapılmasında faydalı araçlardır. Genelde problemin yerini ve altta yatan süreci belirlemek için sinir iletim ve iğne elektrot incelemesi beraber uygulanır. Testler en değerli bilgiyi klinik bir tanı olduğunda verir. Elektrodiagnostik testlerin ne zaman ve nasıl kullanılacağı her zaman net değildir. Örneğin bazı yaralanmalardan sonra çok erken yapılan testler belirsiz sonuçlar verebilir. Bu yazıda elektrodiagnostik testlerin anatomik ve fizyolojik temellerini, bu testlerden en iyi faydanın nasıl sağlanacağını ve nasıl isteneceğini tartışacağız.
Burada «elektrodiagnostik» terimini kullanacağız. EMG yaygın olarak kullanılsa da aslında sadece iğne elektrot incelemesini ifade etmektedir. ENG tek başına sinir iletim çalışmalarını ifade eder. İkisini beraber karşılayan terimler ENMG ya da elektrodiagnostik testlerdir.

5 Kasım 2013 Salı

Masaj

Yumuşak dokulara ritmik olarak basınç ve esnetmenin uygulanmasıdır. Fizyolojik etkileri refleks, mekanik ve psikolojik olarak gerçekleşir.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Kalça Anatomisi

Bel, sakroiliak eklem ve kalça eklemi benzer anatomik dağılımda ağrıya yol açabilir ve bel, kalça, kasık ya da diz ağrısından şikayetçi bir hasta değerlendirilirken bu bölgelerin tamamı değerlendirilmelidir. Kalça ekleminden kaynaklı ağrı iyi lokalize edilemez ve kasıkta, uyluk iç kısmında, trokanterik alanda, kaba etlerde, ön uylukta ve/veya dizde hissedilebilir.
Sakroiliak (SI) eklem morfolojisi yaşla, bireyler arasında, hatta aynı bireyde bir taraftan diğerine değişkenlik gösterir. Erişkinlerde 17 cm2'den fazla yüzey alanı ile en geniş paraksiyal eklemdir. SI eklemin anteroinferior ventral parçası sinoviyaldir. Posterosuperior parçası ise güçlü ligamentlerle desteklenen fibröz bir eklemdir. Eklem ince bir kapsülle sarılıdır. Posteriorda kapsül bulunmayabilir. SI eklemin hareketi çok azdır. L5 ve S1-S4 sinir kökleri tarafından inerve edilir.
Kalça Eklemi
Kalça eklemi top-soket şeklinde, yük taşımayı geniş bir hareket açıklığı (EHA) ve hatırı sayılır bir stabiliteyle birleştiren bir eklemdir. Eklemin stabilitesi femur başının asetabular sokete derin yerleşimi, eklemi saran güçlü kaslar ve çembersel fibrokartilaginöz asetabular labruma bağlıdır. Asetabular labrum femur başı çevresinde sıkı bir halka oluşturur. Kapsül proksimalden asetabulumun kenarı, asetabular labrum ve asetabular çentikte inferiordan köprü kuran transvers ligamente tutunur. Distalde kapsül önde intertrokanterik çizgi ve arkada intretrokanterik kristanın 1,5 cm proksimalinde femur boynuna tutunur. Böylece femur boynunun büyük bir kısmı kapsül içinde kalır.
Kapsül önden "Y" şeklindeki güçlü iliofemoral ligamentle desteklenir. Böylece aşırı kalça ekstansiyonu ve dış rotasyonu önlenir. Arka kapsül daha zayıftır, daha ince olan ve aşırı dış rotasyonu önleyen iskiofemoral ligament ve aşırı kalça abduksiyonuna karşı koyan pubofemoral ligament tarafından desteklenir. Ligamentum femoris teres, femur başına giden kan damarlarını barındırır ve femur başı çukuru ile asetabulumun transvers ligamenti arasında uzanır. Stabiliteye katkısı azdır ancak ligamentin tutunduğu yere komşu femur başındaki küçük bir alanın beslenmesini sağlar. Sonuç olarak femur başının asetabulumdan dislokasyonunu önleyenler esas olarak asetabular labrum ve kapsüler Y ligamenti ile beraber güçlü kalça eklemi kapsülüdür. Kalça eklem kapsülü lifleri femur boynunu sıkıca sararak kalça ekstansiyon ve internal rotasyonunu sınırlar. Kalça artriti olanlarda kapsüler yapılardaki gerim rahatsız edici bir duruma yol açabilir. Kalça ekleminin intrakapsüler aralığı kalça ekstansiyonda ve internal rotasyonda iken en küçüktür, bu pozisyonda kapsüler Y ligamenti maksimum gerimdedir. Kalça ekleminde inflamasyon olan hastalar görece daha rahat olan fleksiyon ve dış rotasyon pozisyonunda tutarlar.
İliotibial bant, iliak kresti Gerdy tüberkülüne bağlayan fasya latadaki kalın bir banttır. Büyük trokanter üzerinde vastus lateralis ve hamstring kasları arasındaki kısma tutunur. Proksimalde iliak krest, sakrum ve iskial tüberosita ile distalde lateral femoral ve tibial kondiller, özellikle tibianın anterolateral yüzündeki Gerdy tüberkülü ve fibula başı arasında mekanik bir bağlantıdır.
Sinoviyal membran kapsülün iç yüzünde yer alır ve asetabular labrum, ligamentum femoris teres ve femur boynunun bir kısmını kaplar. Kalça eklemi etrafında üç ana bursa vardır. Trokanterik bursa en büyüğüdür. Gluteus maksimus ve büyük trokanter arasında multilokule bir bursadır. İskiogluteal bursa, gluteus maksimus ile büyük trokanter arasında uzanır. Nötral pozisyonda gluteus maksimus iskial tüberositayı kaplar, fakat kalça fleksiyondayken tüberosita ve bursa açığa çıkar. İliopektineal bursa, inguinal bölgenin orta üçte birinde yer alır. İliofemoral ve pubofemoral ligamentler arasında, iliopsoas kası ve tendonu ile ilişkidedir. Femoral arterin hemen lateralinde uzanır. Erişkinlerin %15'inde bursa kalça eklemi ile bağlantılıdır ve kalça artritinde kasıkta sıvı ile genişlemiş kistik şişlik olarak kendini gösterebilir.
Femur başının femoral aksta dengeli bir pozisyonda olması kemik sıkışmasını (impingement) azaltarak normal kaça EHA'sını maksimize eder. Ancak özellikle tek ayak basma fazında ağırlık merkezi destekleyen bacağın medialinde kaldığı durumda gövdeyi kalça eklemi üzerinde stabilize etmek için, güçlü kas desteği gerekir. Kalça eklemi bir kaldıraç için gerekli destek noktası olarak düşünülebilir. Vücudun ağırlık merkezi orta hatta birinci sakral segmentin yaklaşık 1 cm önündedir. Bu yükü karşılamak için gluteus medius ve minimus, tensor fasya lata ve gluteus maksimus kaslarıyla birlikte hareket eder. Ağırlık merkezinin proksimal femurdan uzaklığı, gluteusun insersiyosundan iki kat uzak olduğu için tek ayak basma fazında kalça eklemi boyunca vücut ağırlığının yaklaşık üç katı kadar bir yük taşınır. Normalde iki ayak üstünde durulurken ise vücut ağırlığının yarısı taşınır.
Kalçanın anteroposterior radyografilerinde normal femur boyun aks açısı erişkinde 120-135 derecedir. Koksa varada açı 120'den azdır, koksa valgada ise 135'den fazladır.

12 Mart 2013 Salı

ACR'nin Sorgulanmasını Önerdiği 5 Test

Arthritis Care & Research dergisinin Mart 2013 sayısında American College of Rheumatology (ACR), hekim ve hastalar tarafından sorgulamasını önerdiği 5 test hakkında görüş bildirmiş:
1- Pozitif ANA testi ve immünite ilişkili hastalık için klinik şüphe olmadan ANA alt serolojilerini test etmeyin.
Anti ds-DNA, Sm, RNP, SSA, SSB, Scl-70 ve sentromer gibi ANA alt seroloji testleri, ANA negatifse genelde negatiftir. Bazı istisnalar arasında kimi miyozit formlarında pozitif olabilen anti-Jo-1 ve lupus ile Sjögren sendromunda pozitif olabilen anti-SSA sayılabilir. Otoantikorların geniş tetkikinden kaçınılmalı, onun yerine şüphe edilen spesifik hastalıkla ilişkili otoantikor tetkiki seçilmelidir.

D Vitamini Eksikliği ve Romatolojik Hastalık Riski

D vitamininin kalsiyum homeostazı ve kemik sağlığı dışındaki rolü güncel bir konudur. D vitamininin bağışıklık sisteminde önemli etkileri olduğu ve otoimmün hastalıkların patogenezine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Pek çok inflamatuar romatolojik durumda düşük D vitamini düzeyleri bildirilmiştir ve hatta bazen hastalık aktivitesi ile de ilişkili olduğu görülmektedir. D vitamini hem doğal hem adaptif bağışıklıkta rol almakta, adaptif bağışıklık yanıtını Th17 ve Th1'den Th2 ve Treg'lere kaydırmaktadır. Eksikliğinin otoimmüniteyi arttırabileceği öne sürülmektedir. Ancak spesifik hastalıklardaki olası mekanizmalar henüz ortaya konulmamıştır.

Spinal Stenozda Epidural Steroid Enjeksiyonu Sonuçları

Lomber spinal stenoz (LSS) yaygın bir durum olmakla beraber çoğunlukla asemptomatiktir ve tedavi gerektirmez. Semptomu olanlarda ise cerrahi dışı tedaviler genelde başarılı olur. Bu tedaviler arasında analjezik ilaçlar, egzersiz, fizik tedavi, epidural enjeksiyonlar sayılabilir. Çoğu cerrah, diğer konservatif tedavilerden fayda göremeyen hastalarda ilk basamak invazif tedavi olarak epidural steroid enjeksiyonunu (ESI) uygulamaktadır. Ancak ESI'nin etkinliği ve maliyet-fayda oranı hakkında çok az kanıt bulunmaktadır.
ESI'nin uzun dönem etkinliğinin ve ameliyatları azalttığının gösterilmesi hastalar, doktorlar ve sağlık politikası üretenler için önem arz etmektedir. Yakın zamanda yapılan, prospektif alt grup analizi şeklinde tasarlanmış kontrollü bir çalışmada enjeksiyon uygulananlar uygulanmayanlarla karşılaştırılmış; ESI uygulanan hastalarda daha az düzelme olduğu, bu hastalarda cerrahi uygulananların ameliyat süresinin ve hastanede kalışın uzadığı gösterilmiştir. İyi planlanmış bu çalışmada kötü sonuçlar elde edilmesine yönelik olası açıklamalar olarak, ESI ile verilen ek hacim ve steroidin erken palyatif etkisinin ardından altta yatan kanal darlığını ve radikülopatiyi alevlendirmesi, ESI'nin epidural lipomatozisi arttırması, koruyucu ağrı uyarısını maskeleyerek normalde ağrı tarafından sınırlandırılacak hastaları rahatlatması, böylece uzun dönemde sinir köklerine olan hasarı arttırması, hatta bu nedenle başarılı dekompresyon cerrahisinden sonra beklenen faydaları da azaltabileceği, lidokainin, kortikosteroidin veya taşıyıcı ajanların sinire toksik olabileceği öne sürülmektedir.

10 Mart 2013 Pazar

Ayak ve Ayak Bileği Muayenesi

İnspeksiyon
Ayak bileği ve ayak, şişlik, deformite, eritem, tofüs, subkutanöz nodüller ve ülserler açısından istirahatte ve ayakta inspekte edilir. Hasta yürürken yürüyüş anomalileri gözlenir. Yürüme iki faza bölünebilir: Basma ya da yük taşıma fazı ve salınım ya da yük taşınmayan faz.
Ayak bileği artriti önde diffüz şişlik yapar, normalde malleolların önünde bulunan iki küçük çöküntü ortadan kalkar. Ayak bileği tenosinoviti ise kendini, eklem boyunca uzanan tendon kılıfı dağılımında lokalize lineer şişlik olarak gösterir. Aşil tendonu bölgesindeki şişlik tendon rüptürü, kalkaneal bursit, romatoid nodül ya da üret tofüsünden kaynaklanabilir.

8 Mart 2013 Cuma

Dirsek Anatomisi

Dirsek eklemi hem menteşe hem de dönel (trokoid) eklem olarak davranır ve kaldırma, itme, çekme ve eli boşlukta pozisyonlama için stabil bir bağlantı sağlar. Menteşe, kubital eklemde humeroulnar (trokleoulnar) ve humeroradial (kapitelloradial) eklemler tarafından oluşturulur. Trokleoulnar esas eklemdir, proksimal radioulnar eklem trokoid tiptedir. Bu üç eklem ortak bir sinovyal kaviteyi paylaşır.
Dirseğin stabilitesi eklem yapan kemiklerin, ön kapsülün, ligamentlerin ve çevreleyen kasların uyumuna bağlıdır. Ulnar ve radial kollateral ligamentler eklemin medial ve lateral stabilitesini sağlar. Kap şekilli anuler ligament radial başı çevreler ve onu proksimal ulnanın radial gediğinde tutar.

7 Mart 2013 Perşembe

Down Sendromu'nda Fizik Tedavi

TRİZOMİ 21: DOWN SENDROMU
Down sendromu ilk olarak 1866'da İngiltere'de Dr John Langdon Down'ın daha sonra hiptiroidili olduğu anlaşılan mental retarde çocuklarla bazı ortak özellikler göstererek ayrılan çocukları tanımlamasıyla literatüre girmiştir. 1959'da nedenin 21. kromozomun üç kopya olması (trizomi) olduğu bulunmuştur. Daha sonraki yıllarda translokasyon ve mozaisizme bağlı Down sendromları tanımlanmıştır.
insandaki 23 çift kromozom
Kromozomlar DNA ve protein içeren lif benzeri yapılardır. İnsanda normalde 23 çift kromozom bulunur. Her çiftin biri anneden, biri babadan gelir. Bir çift cinsiyet kromozomu dışında her kromozom çifti aynı bölgelerinde aynı işlevle ilgili genleri taşır. Ancak genler arasında varyasyonlar olabilir.
21. kromozom en küçük kromozomdur ve 200-250 civarı gen içerir. Trizomi 21'de bu genlerden bazılarının artmış ekspresyonu Down sendromunun bilinen özelliklerine neden olur.

Down sendromlu bebeklerde görülen ortak özellikler
Down sendromlu bir çocuğun yüzü genelde yuvarlakça ve basıktır.
Gözleri badem gibi yukarı doğru çekiktir. Gözlerinin burun taraflarında "epikantus" denen bir deri kıvrımı vardır.
Yenidoğanın ensesinde büyüdükçe kaybolan bir deri kıvrımı gözlenebilir. Saç çizgisi ensede genelde daha yüksektedir. Ense daha düz gibi durmaktadır.
Yenidoğanların boyun ve diğer eklemleri gevşektir. Çocuklar ele alındığında pelte gibi gözlenir. Yani kasları gevşektir. Buna hipotoni denir.
Ağızları genellikle küçüktür. Damakları yüksektir. Tüm kaslarda olduğu gibi dilin, ve ağız kaslarının gevşekliği nedeniyle dil genelde dışarı sarkıktır.
Eller geniş ve parmaklar kısadır. Birçoğunda avuç içinde enlemesine kalın bir çizgi vardır (Simian hattı).
sandalet belirtisi
Ayaklar genellikle dardır ve ayak baş parmak ile ikinci parmak arasında bir boşluk vardır (sandalet boşluğu).
Down-Sendromlu çocukların kilosu ve boyu doğumda genellikle normalden pek farklı değildir. Bazıları ise ortalamanın biraz altında olabilirler. Erişkin yaşta genelde kısa boyludurlar. Ailelerinin boy ortalamasına yaklaşanların sayısı az değildir.

5 Mart 2013 Salı

Ayak ve Ayak Bileği Anatomisi

ayağın kemikleri
Ayak bilekleri ve ayaklar iki ayak üzerinde (bipedal) yürüyüş için uygun yapıdadır. Her iki taraf optimal yürüyüş için tüm vücut ağırlığını bağımsız olarak destekleyebilmektedir. Çok sayıda kemik, ligament, kas ve tendonlar çeşitli aktivitelerde stabilite ve esnekliği sağlamada birlikte uyum içinde çalışır. Bu aktiviteler arasında basamaklı ya da engebeli bir alanda yürüme, yerden havalanma ve yere inmeyi içeren sıçrama, nesneleri ayağın farklı kısımlarıyla tekmeleme ya da itme ve pek çok başkası sayılabilir.
Ayak üç üniteye bölünebilir: arka ayak, orta ayak ve ön ayak. Arka ayak kalkaneus ve talustan oluşur. Kalkaneusun ön üçte ikisi talus ile eklem yapar ve arka üçte biri topuğu oluşturur. Medialde sustentakulum tali, talusu destekler ve spring ligament ile naviküler kemiğe bağlanır. Talus yukarıda ayak bileği ekleminde tibia ve fibula ile eklem yapar, aşağıda kalkaneus ile subtalar eklemi ve önde naviküler ile talonaviküler eklemi yapar.

4 Mart 2013 Pazartesi

El ve El Bileği Anatomisi

El
el kemikleri
El, dokunma duyusunun esas organıdır ve kavrama için özelleşmiştir. Elin radial tarafı parmaklar ve başparmak ile pinç (pinch/çimdik) kavramayı gerçekleştirirken ulnar tarafı parmaklar ve avuç içi arasında güçlü kavramayı gerçekleştirir. Eldeki kemikler stabilite için merkezi ve sabit bir ünite ile çeviklik ve kuvvet için üç mobil ünite olarak ayrılabilirler. Sabit ünite 2 ve 3. metakarpallere sıkıca bağlanmış 8 karpal kemiği içerir. Sabit üniteden uzanım gösteren 3 mobil ünite;
  • Başparmak - birinci karpometakarpal (KMK) eklem, kuvvetli tutma ve ince manipülasyonlar için ekstansiyon, fleksiyon, adduksiyon ve abduksiyona izin verir.
  • İşaret parmağı bağımsız ekstrinsik ekstansör ve fleksörleri ile güçlü intrisik kasların yardımıyla hareketleri tek başına ya da başparmakla beraber yapabilir.
  • Orta, yüzük ve küçük parmaklar dört ve beşinci metakarpallerin KMK eklemlerindeki hafif hareketlerinin de katkı sunduğu güçlü kavrama fonksiyonunda görev alırlar.
Bilek ve elin aksı, el bileği nötral pozisyondayken radiusun ve 3. metakarpın longitudinal aksı doğrultusundadır. Önkol pronasyonu ve supinasyonu ile el ve bilek pozisyonları değiştiği için el ve bilekteki yerleşimleri volar (palmar), dorsal, radial ve ulnar olarak ifade etmek anterior, posterior, lateral ve medial olarak tarif etmeye göre daha uygundur. Elin 2 arkı vardır. Longitudinal ark el ayasının ortasında bilekten parmaklara doğru uzanır. Transvers ark, el ayası ortası boyuncadır. Dinlenme pozisyonunda parmaklar normalde MKF ve IF eklemlerden hafif fleksiyondadır. Bu, parmakların istirahat fleksiyon kaskatı olarak ifade edilir.

3 Mart 2013 Pazar

Sakroiliak Eklem Disfonksiyonu

Sakroiliak eklem (SİE), bel ve kalça ağrısının sıklıkla ihmal edilen, önemli bir sebebidir.
Eklemde herhangi bir patoloji saptanmadığı, ancak eklemin alt ekstremiteye yük dağılımını sağlamada biyomekaniksel olarak yetersiz olduğudurumlarda SİE disfonksiyonu söz konusudur.
SİE disfonksiyonunda ağrı akut veya kronik, tek ya da çift taraflı, künt ya da sızlayıcı olabilir. Ligamentöz laksisite risk faktörüdür. Genelde küçük bir travmatik olaydan sonra ortaya çıkar. Her iki kalça üzerine düşme, aniden ağır bir cismi kaldırma, eğilmiş pozisyondan kalkma, tek ayak otomobil pedalındayken arkadan çarpmalı trafik kazası gibi durumlar olayı başlatabilir. Ağrı kalça, kasık ve tüm alt ekstremiteye yayılabilir; ancak tipik olarak ağrılı bölge spina iliaka posterior superiorun (SİPS) 10 cm aşağısı ve 3 cm yukarısı arasıdır.

Omuz Muayenesi

Omuz muayenesinde ilk aşama iyi bir öykü alınmasıdır. Daha sonra inspeksiyon, palpasyon, eklem hareket açıklığı, nörolojik muayene ve özel testler sırasıyla yapılır. İyi bir anatomi bilgisi olmadan omuz muayenesi mümkün değildir. Omuzla ilişkili pek çok özel test tanımlanmıştır. Bunlardan hangilerine bakılacağına öykü ve muayenenin önceki aşamaları yol gösterici olur. Artık omuz ağrılı neredeyse her hastaya MRG çekilmektedir. Aslında MRG raporu tedavi kararını nadiren etkilemektedir. Eğer öykü ve muayene sorunun mekanik kaynaklı olduğuna yönlendiriyorsa ileri tetkiklere gerek olmaksızın tedavi planı yapılabilir.

Kalça Muayenesi

Kalça muayenesi her zaman olduğu gibi iyi bir öykü alınması ile başlar. Daha sonra inspeksiyon, kemik ve yumuşak dokuların palpasyonu, hareket açıklığı, nörolojik muayene (kas gücü ve duyu muayenesi) ve özel testler şeklinde devam eder. Bu yazıda özel testler üzerinde duruldu. Kalça şikayetlerinin bel ve diz patolojilerinin de bir yansıması olabileceği unutulmamalıdır.
Kalça Eklemi Hareketleri
Fleksiyon: 110-120 derece (dizler fleksiyonda iken), ekstansiyon: 0-15 derece, abdüksiyon: 30-50 derece, adduksiyon: 30 derece, iç rotasyon: 30-40 derece, dış rotasyon: 40-60 derece.

2 Mart 2013 Cumartesi

Bel Muayenesi

Bel değerlendirmesinde ilk aşama her zaman olduğu gibi hastadan iyi bir öykü alınmasıdır. Daha sonra fizik muayeneye geçilir. Burada inspeksiyon, palpasyon, eklem hareket açıklığı, nörolojik muayene ve özel testler sırası izlenir. Bu yazıda daha çok özel testler üzerinde durdum. Öykü ve muayenenin önceki aşamalarında elde edilen bulgular hangi özel testin yapılacağına yön verir. Bel, sakroiliak eklem ve kalça patolojileri benzer şikayetlere yol açabileceğinden sıklıkla muayenede üçü de değerlendirilir. Her hastaya her test uygulanacak diye bir şart yoktur. Özel testlere geçildiğinde genelde hekimde bazı öntanılar oluşmuştur ve testler bunları doğrulamak ya da dışlamak için uygulanır. Elbette günümüzde pek çok hasta elinde MRG raporuyla başvurabilmektedir. Böyle bir durumda muayenede tanı koymaktan çok hastanın o anki fonksiyonel durumunu değerlendirmek amaçlanabilir.

27 Şubat 2013 Çarşamba

Fibromiyalji

Fibromiyalji (FM), kronik yaygın ağrının alışılmadık dağılımıyla karakterizedir. Bu bozukluğun diğer sık görülen klinik özellikleri sabah tutukluğu, uyku bozukluğu, bilişsel güçlükler ve baş ağrısı, irritabıl bağırsak sendromu, vulvodini, temporomandibuler bozukluk ve diğer ilişkili hastalıklar gibi komorbid durumlardır.
FM dünyada %0,5-5 oranında prevalansa sahiptir. Fibromiyalji tanısı zor konulan bir hastalıktır. Ortalama tanı konulma süresi şikayetler başladıktan sonra 2,3 yıldır ve hastalar tanı konulana kadar 3,7 doktor tarafından muayene edilmektedir. 1990 ACR kriterlerine göre kadınlar erkeklerden yaklaşık 7 kat daha fazla FM tanısı almaktadır.
1990 ACR kriterleri FM tanısında kronik yaygın ağrı ve hassasiyetle beraber tanımlanmış 18 noktadan 11’inde yaklaşık 4 kg başparmak basıncına (tırnak yatağını beyazlatacak kadar) karşı oluşan ağrılı duyarlılığı gerektirmekteydi.
2010’da ACR fizik muayene ya da hassas nokta muayenesini içermeyen fakat ağrıya yol açabilecek diğer bozuklukları dışlamayı gerektiren bir klinik olgu tanımını kabul etti. Önerilen kriterler ağrı yanında diğer fibromiyalji semptomlarını da hesaba katmaktadır ve ayrıca fibromiyaljiyle ilişkili semptomların ciddiyetini değerlendirmeye çalışmaktadır.

26 Şubat 2013 Salı

Sık Reçete Edilen Ortezler ve İlişkili Tanılar

Not: [___] / [___]’lardan birini seçiniz. *** işaretliler için sağlık kurulu raporu gerekir.
Tanılar:
  • Postural kifoz M40.0
  • Skolyoz M41.9
  • Tortikollis M43.6
  • Servikal disk bozukluğu M50.9
  • Spondiloz M47.9
  • Radikülopati M54.1
  • Stres kırığı M84.3
  • Eklem kontraktürü M24.5
  • Sinovit-tenosinovit M65.8
  • Omuz lezyonları M75.9
  • Medial epikondilit M77.0
  • Lateral epikondilit M77.1
  • Karpal tünel sendromu G56.0
  • De Quervain M65.4
  • Dupuytren M72.0
  • El bileği fleksör tendon yaralanması S66.6
  • El bileği ekstansör tendon yaralanması S66.7
  • Tetik parmak M65.3
  • Dizin iç bozukluğu M23
  • Patella bozukluğu M22.9
  • Ayakların konjenital deformitesi Q66.9
  • Bilek veya ayak düşmesi M21.3
  • Halluks valgus M20.1
  • Pes planus M21.4
  • Pes ekinovarus M21.5
  • Metatarsalji M77.4
  • Kalkaneal spur M77.3
  • Hemipleji, tanımlanmamış G81.9
  • Parapleji G82.2
  • Brakiyal pleksus bozuklukları G54.0
  • Spastik serebral palsi G80.0
  • Spina bifida Q05.9
  • Alt ekstremitede variköz venler I83

Anti-TNF İlaç Raporu İçin Gereken Şartlar

Dikkat: Sağlık uygulama tebliğinin bu konudaki maddeleri çok hızlı değişmektedir. Güncel değişikliklerin takip edilmesi önerilir.

Tanılar:
  • Romatoid artrit, diğer M06.8
  • Ankilozan spondilit, birden fazla yerde M45.0
  • Psöriatik artrit M07
İlaçlar:
  • Adalimumab 40 mg/0,8 ml subkutan 2 haftada bir (mahallinde tedavisi sürdürülebilir)
  • Etanercept 50 mg subkutan haftada bir (1x50) (mahallinde tedavisi sürdürülebilir)
  • İnfliximab 100 mg flk
    • 0., 2. ve 6. haftalardaki 5mg/kg yükleme dozunu takiben 6 haftada bir (ilk raporda)
    • 6 haftada bir (devam raporlarında)
      • 5 mg/kg (5x_____=_____mg) İV uygulama (hastanede uygulanacaktır)

FTR'de Sık Raporlanan İlaçlar ve İlişkili Tanılar

Tanılar:
  • Romatoid artrit, diğer M06.8
  • Ankilozan spondilit, birden fazla yerde M45.0
  • Psöriatik artrit M07
  • Fibromiyalji M79.7
  • Polimiyalji romatika M35.3
  • Spastik serebral palsi G80.0
  • Spastik hemipleji G81.1
  • Nöralji, nörit M79.2
  • Polinöropati, diğer G62.8
  • Periferik nöropatik ağrı
  • İlaca bağlı osteoporoz M81.4
  • Postmenopozal osteoporoz M81.0
  • Osteoporoz diğer, patolojik kırık ile M80.0
  • Postmenopozal osteoporoz, patolojik kırık ile M80.0
  • Osteoporoz, diğer M81.8
  • Diğer tanılar:

24 Şubat 2013 Pazar

Femoroasetabular Sıkışma ve Kütleyen Kalça


Anatomi:
Kalça, eklem yüzleri femur başı ve lunat yüzey tarafından oluşturulan top-yuva tipi üç eksenli bir eklemdir. Asetabular labrum asetabulumu daha çukur hale getirir. Asetabulumun horizontale göre 35° abduksiyon ve 20° öne fleksiyonu olan inklinasyon açısı vardır. Alt kenarı çentik şeklinde olup asetabular çentik adını alır. Asetabulum, femur başı ile eklem yaparak kalça eklemini oluşturur. Ekleme, açıklığı aşağıya bakan yarım ay şeklinde, hiyalin kıkırdakla örtülü, 2 cm genişliğindeki lunat yüzey denilen periferik kısmı katılır. Labrum asetabular kenara çembersel olarak yapışan kollajen fibrillerden oluşmuş fibrokartilaj bir yapıdır, asetabulumun derinliğini arttırır. Asetabulumun superiorunda yük binme yüzeyine doğru incelir.
Femur boynu ile femur cismi arasında 125-130° lik inklinasyon açısı vardır. Femur cismi kondillerinden geçen plan ile femur boynu arasında 15° lik anteversiyon açısı vardır. Femurun asetabulum ile eklemleşen kısmı bu kürenin 2/3’ü kadardır. Normal bir kalçada femur başı merkezi tam olarak asetabulumun merkezine gelir. Büyük trokanter’in tepesi normal bir kalçada, femur başı merkezi ile aynı seviyededir.

Çocukta Parmak Ucu Yürüyüşü


Çocukta parmak ucu yürüyüşü, çocuğun parmak ucuna basarak yürüdüğü, topuk temasının olmadığı durumdur. Yürüme siklusu boyunca topuk teması ve tam ayak teması gözlenmez. Normal gelişimde topuk teması; 18. ayda ya da bağımsız ambulasyondan  ortalama 22.5 hafta sonra başlar. 3 yaş civarında artık topuk temasının olması beklenir.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Hipermobilite Sendromu

Pek çok insanın eklemleri esnek ya da gevşektir. Bu kişiler küçük yaşlarda jimnastik ya da balede yetenekli olabilir. Bazı kişilerin eklemleri diğer insanlara göre daha büyük açılarda daha kolayca hareket edebilir, örneğin başparmaklarını ön kollarına değdirecek kadar bükebilirler. Hatta bazen eklemlerini yerinden çıkarıp sonra tekrar yerleştirebilirler. Eklemlerin aşırı hareket edebilirliğine tıbbi olarak hipermobilite, eklemlerin gevşek ve çok kolay hareket ettirilebilmesine laksite denilmektedir.
Toplumun yaklaşık %10 kadarında bir dereceye kadar hipermobilite görülmektedir. Kadınlarda erkeklerden üç kat daha sık görülür. Çoğu kişide herhangi bir şikayete yol açmaz ancak bazılarında kronik ağrı ve diğer şikayetlere yol açabilir. Gevşek eklemlerle beraber kronik ağrıları ya da ilişkili başka şikayetleri olan kişilerin durumu "eklem hipermobilite sendromu (EHS)" olarak adlandırılmaktadır.
Hipermobilite sendromu olan kişiler pek çok günlük aktiviteden ağrıya yol açtığı için kaçınabilirler. Çoğu şikayetlerine rağmen sağlıklı görünürler, bu nedenle arkadaşları hatta doktorlar tarafından sevimsiz bulunabilirler. Bazen tanı koyulması uzun süre gecikebilir, bu da hastaların gittikçe daha öfkeli, endişeli ve depresif olmalarına yol açabilir.
Beighton skoru kişilerdeki hipermobilitenin derecesini ölçmek için kullanılır. Aşağıdaki hareketlerin her birinin yapılması bir puan olarak kabul edilir:
- Küçük parmağı arkaya doğru 90 dereceden fazla bükmek (her taraf için birer puan)
- Başparmağı ön kola değecek kadar bükmek (her taraf için bir puan)
- Dirsek ve dizlerin 10 dereceden fazla hiperekstansiyonu, yani düz hattın ötesine dek 10 dereceden fazla bükülebilmesi (her eklemde her taraf için birer puan)
- Dizleri bükmeden avuç içlerini düz zemine yerleştirebilmek (bir puan)
Hipermobilite ve beraberinde Beighton skoru yaşla beraber azalır. Bunun nedeni doğal yaşlanma olabileceği gibi gevşek eklemlerin erken osteoartrite yatkınlığı da olabilir.
EHS olan kişilerde genelde büyük eklemlerde (boyun, omuzlar, sırt, kalçalar, dizler) kronik eklem ağrısı ve tutukluk şikayetleri olur. Ayak bilekleri, el bilekleri, dirsekler gibi daha küçük eklemler de etkilenebilir. Ağrı genelde eklemin kendisinden değil eklem çevresindeki kas ve tendonlardan kaynaklanır, dolayısıyla direkt grafiler normal olabilir.
Hipermobilite sendromu olan kişilerde diğer vücut yapılarının esnekliğinde artışa bağlı olarak eklem dışı şikayetler de görülebilir. Bunlar arasında mitral kapak prolapsusu, uterin prolapsus, herniler, gastroözefageal reflü hastalığı sayılabilir.
Hipermobil eklemleri olan bir kişide EHS olup olmadığına karar verirken Brighton kriterleri kullanılır.
Major kriterler:
- Beighton skorunun 4 ya da üzerinde olması
- Eklem ağrılarının 4 ya da daha fazla eklemi etkilemesi ve 3 aydan uzun sürmesi
Minör kriterler:
- Beighton skorunun 1, 2 ya da 3 olması
- Sırt ağrısı veya bir ila üç eklemde 3 aydan uzun süren ağrı veya spinal spondiloz, spondilolizis, spondilolistezis
- Bir eklemden fazla dislokasyon veya bir eklemin birden fazla dislokasyonu
- 3 veya daha fazla yumuşak doku problemi (ör. tendinit, bursit)
- Uzun ince vücut yapısı
- Aşırı esnek cilt, çatlaklar, ince cilt ya da anormal skarlanma
- Düşük gözkapakları, miyopluk
- Variköz venler, herni, uterin veya rektal prolapsus
- Mitral kapak prolapsusu
Tanı için aşağıdakilerden herhangi birinin sağlanması gerekir:
- 2 major kriter
- 1 major ve iki minör kriter
- 4 minör kriter
- 2 minör kriter ve birinci derece yakınında EHS olması
Gevşek eklemleri olan kişiler çok geniş bir spektrumda kliniğe sahip olabilirler.Eklem hipermobilitesi olup hiç semptomu olmayan kişilerden, orta derecede etkilenim gösteren EHS'lere ve Ehlers-Danlos Sendromu'nun hipermobil tipine varan değişen şiddette şikayetleri olabilir.
Tedavi:
Kas iskelet sistemi semptomlarının tedavisi ağrı kesiciler, kısa dönemde kas spazmını azaltmak için, uzun dönemde ise eklem çevresindeki yapıları güçlendirmek ve stabiliteyi arttırmak için egzersiz ve fizik tedaviden oluşur.
Yüksek darbeli egzersizlerden (koşma, zıplama veya fiziksel temas gerektiren) kaçınılmalıdır. Yüzme, su içi egzersizleri, yürüme, pilates ve Tai-Chi yapılabilir. Yoga'nın bazı türleri faydalı olabilirken bazı türleri zararlı olabilir.
Bir eklemi tutup itme veya çekme şeklindeki germelerin çoğundan kaçınılmalıdır. Germeler kısa süreli olarak rahatlatıcı olabilir, ancak uzun dönemde eklemleri daha da gevşetir ve kas zorlanmalarını arttırır. Ancak hamstring germesi istisna olarak uygulanabilir.
Ağır yük kaldırma, itme ve çekmeden kaçınılmalıdır.
Kolları ve dizleri kilitleyen pozisyonda (aşırı ekstansiyonda) egzersiz yapmaktan kaçınıılmalıdır.
Güçlendirme ve stabilizasyon için hafif egzersizler yapıılmalı. Ağırlıkla çalışırken ölçü olarak eğer 8 tekrar zorlanmadan yapılamıyorsa, seçilen ağırlığın o egzersiz için fazla olduğu söylenebilir. Ağırlık arttırılmadan önce mevcut ağırlıkla 15 tekrarlık 2 set zorlanmadan yapılabiliyor olmalıdır. Genel olarak hafif ağırlıkla çok tekrar, fazla ağırlıkla az tekrara tercih edilir.
Egzersizlerle ilgili sabır ve devamlılık önemlidir. Her gün bir saati spor salonunda geçirmek gerekmez. Çok yorgun olunduğunda ya da zaman olmadığında bile her gün hafif ağırlıklarla 5 dakika omuz güçlendirme ve 5 dakika izometrik gövde egzersizleri yapmak uzun dönemde çok faydalı olacaktır.