12 Mart 2013 Salı

ACR'nin Sorgulanmasını Önerdiği 5 Test

Arthritis Care & Research dergisinin Mart 2013 sayısında American College of Rheumatology (ACR), hekim ve hastalar tarafından sorgulamasını önerdiği 5 test hakkında görüş bildirmiş:
1- Pozitif ANA testi ve immünite ilişkili hastalık için klinik şüphe olmadan ANA alt serolojilerini test etmeyin.
Anti ds-DNA, Sm, RNP, SSA, SSB, Scl-70 ve sentromer gibi ANA alt seroloji testleri, ANA negatifse genelde negatiftir. Bazı istisnalar arasında kimi miyozit formlarında pozitif olabilen anti-Jo-1 ve lupus ile Sjögren sendromunda pozitif olabilen anti-SSA sayılabilir. Otoantikorların geniş tetkikinden kaçınılmalı, onun yerine şüphe edilen spesifik hastalıkla ilişkili otoantikor tetkiki seçilmelidir.

2- Lyme hastalığını destekleyen maruziyet öyküsü ve muayene bulguları olmadan kas iskelet sistemi semptomları için Lyme hastalığını test etmeyin.
Lyme hastalığının kas iskelet sistemi manifestasyonları kısa süren artralji atakları, özellikle dizde olmak üzere bir ya da birkaç büyük eklemde aralıklı ya da sürekli artrit dönemleridir. Bu özellikle olmadan Lyme testi yapılması yanlış pozitif sonuçları arttırır, gereksiz takip ve tedaviye yol açar. ABD'de yılda 3 milyon Lyme testi yapılmakta, bu da 100 milyon dolara mal olmaktadır. Diffüz artralji, miyalji ya da fibromiyalji tek başına kas iskelet sistemi Lyme hastalığı için kriter değildir.
3- İnflamatuar artriti monitörize etmek için rutin olarak periferik eklem MRG çektirmeyin.
MRG ile RA tanı ve tedavisi için elde edilen tecrübe bu tetkikin yaygın olarak kullanılmasını önermeye yeterli değildir. MRG'de görülen kemik iliği ödemi belli RA popülasyonlarında progresyonu öngörmeye yardım edebilse de, klinik hastalık aktivite değerlendirmesi ve direkt grafileri içeren mevcut standart yaklaşım, rutim MRG'ye göre daha maliyet etkindir.
4- RA için metotreksat ya da diğer konvansiyonel non-biyolojik DMARD tedavilerini denemeden biyolojik ajanları reçete etmeyin.
Yüksek kaliteli kanıtlar metotreksat ve diğer non-biyolojik DMARD'ların pek çok RA hastasında etkin olduğunu göstermektedir. RA'da başlangıç tedavisi, kontraendikasyon olmadığı sürece DMARD'lardan oluşmalıdır. Eğer hasta başlangıç 3 aylık tedavi sonunda diğer DMARD'larla beraber ya da tek başına metotreksata yanıt vermemişse biyolojik terapi düşünülebilir. Yüksek hastalık aktivitesi VE kötü prognostik özellikleri olan (fonksiyonel kısıtlılıklar, ekstraartiküler hastalık, seropozitivite ya da kemik hasarı) hastalarda ise istisnai olarak biyolojik terapi ilk basamak tedavi olarak uygun olabilir.
5- DXA taramalarını 2 yıldan daha sık aralarla rutin olarak tekrarlamayın.
Osteoporoz için başlangıç taraması önerilmektedir. DXA tekrarı için en uygun aralık belirsizdir, ancak kemik yoğunluğunda kısa süredeki değişim genelde DXA tarayıcılarının hata payı içinde kaldığından çoğu hastada 2 yıldan sık test gereksizdir. Osteoporoz için ilaç tedavisi alan yüksek riskli hastalarda bile DXA değişiklikleri kırık olasılığı ile her zaman korele değildir. Bu nedenle DXA taraması sadece sonuç klinik yönetimi etkileyecekse ya da kemik yoğunluğunda hızlı değişim bekleniyorsa tekrarlanmalıdır. Yeni çalışmalar 67 yaş ve üstündeki sağlıklı kadınlarda kemik kütlesi normalse, osteoporoz risk faktörlerinde belirgin değişim olmadıkça 10 yıla kadar ek DXA testine gerek olmadığını öne sürmektedir.

2 yorum:

  1. BİZİM MİLLET YILDA BİR YAPTIRMAYA ALIŞMIŞ.

    YanıtlaSil
  2. elimizden geldiği kadar anlatmaya calısıyoruz dexanın sık sık gerekli olmadıgını ama teyzeler pek anlamıyor

    YanıtlaSil