22 Aralık 2014 Pazartesi

Ayak ve Ayak Bileği Enjeksiyonları

Ayak ve ayak bileğindeki çeşitli travmatik ve inflamatuar patolojiler, tanısal ve tedavi edici enjeksiyonlardan fayda görebilir. Plantar fasya, ayak bileği eklemi, tarsal tünel, interdijital aralık ve birinci metatarsofalangeal eklem enjeksiyon uygulanabilecek bölgelerdir.
Ayak ve ayak bileği enjeksiyon bölgelerine göre hazırlanan içerikler:
Plantar fasya: 2 ml LA* + 1 ml KS**
Ayak bileği eklemi: 3-5 ml LA + 1 ml KS
Tarsal tünel: 1-2 ml LA + 0.5 ml KS
İnterdijital aralık: 2 ml LA + 0.5 ml KS
Birinci metatarsofalangeal eklem: 1 ml LA + 0.25-0.5 ml KS
*LA: %1 lidokain ya da %0,25-0,5 bupivakain. **KS: betametazon sodyum fosfat ve asetat (Celestone Soluspan) ya da metilprednizolon 40mg/ml (Depo-Medrol)
Plantar Fasya
Plantar fasya ayak tabanındaki yağ tabakası derininde bulunan bir bağ dokusudur. Kalkaneusun medial plantar tüberositasından parmakların tabanına kadar uzanır. Medial longitudinal arkı destekler.
Plantar fasya kronik ağrıya neden olabilen bir yapıdır. Hastalar genelde sabah ya da uzun süre oturma sonrası ilk adımla başlayan ağrıdan yakınır. Ağrı başlangıcı sinsi ya da bir travmayla ilişkili olabilir. Tanı koymak için plantar fasyanın orijin bölgesinde palpasyonla hassasiyet olup olmadığına bakılır. Ayağın pasif dorsifleksiyonu ile şikayetler kötüleşebilir. Aşırı pronasyon, pes kavus, ayak dorsifleksiyonunda kısıtlılık plantar fasiitle beraber bulunabilir. Ancak ayak pronasyonunun plantar fasiite zemin hazırlayıcı bir faktör olduğu gösterilmemiştir.

20 Aralık 2014 Cumartesi

Dirsek Enjeksiyonları

Dirsek eklemine enjeksiyon, hem tanı koyma hem de tedavi amacıyla uygulanabilir. İnflamatuar durumlara bağlı geçmeyen ağrılar lokal enjeksiyona iyi yanıt verir. Eklem içine enjeksiyon osteoartrit, romatoid artrit gibi durumlarda gerekebilir. Medial ve lateral epikondilitlerde kortikosteroid enjeksiyonu kabul görmüş bir tedavi şeklidir. Olekranon bursa inflame olduğunda buraya aspirasyon ve enjeksiyon yapılması yararlı olur.
Dirsek enjeksiyon bölgelerine göre hazırlanan içerikler:
Dirsek eklem enjeksiyonu: 3-5 ml LA* + 1-2 ml KS**
Medial ve lateral epikondilit: 2-3 ml LA + 1 ml KS
Olekranon bursiti: 3 ml LA + 1 ml KS
*LA: %1 lidokain ya da %0,25-0,5 bupivakain. **KS: betametazon sodyum fosfat ve asetat (Celestone Soluspan) ya da metilprednizolon 40mg/ml (Depo-Medrol)
Dirsek Eklemi
Dirsek eklemi üç artikülasyondan oluşur: humerus ile radius, humerus ile ulna ve radius ile ulna. Yumuşak dokular, tendonlar ve ligamentler kemik artikülasyonları stabilize eder. Ulnar sinir olekranon çıkıntısının medialinden, medial epikondilin arkasında kübital tünelden geçer.
Dirsek eklem enjeksiyonu için en sık endikasyonlar osteoartrit, romatoid artrit ve kristal artropatilerdir. Travma sonucu oluşan radius başı kırıkları da aspirasyon ve analjezik enjeksiyon için endikasyon oluşturabilir. Kırık nedenli eklem hareketinde mekanik blok olup olmadığını anlamak için lokal anestetik enjekte edilerek önce hastanın ağrısı kesilir. Ağrı geçmesine rağmen hareket kısıtlılığı devam ediyorsa mekanik blok düşündürür. Kırıklarda her zaman radyografide bulgu olmayabilir. Eklem aspirasyonunda kan ve yağ globülleri olması kırığı düşündürür.
Osteoartrit ya da romatiod artrite yönelik dirsek enjeksiyonu diğer tedavi yaklaşımları uygulandıktan sonra düşünülmelidir. Bunlar arasında asetaminofen, NSAİİ, fizik tedavi, romatoid artrit için DMARD tedavisi sayılabilir.
Dirsek eklemi enjeksiyonu

13 Aralık 2014 Cumartesi

Diz Muayenesi

Diz eklemi muayenesi diğer bölgelerde olduğu gibi inspeksiyonla başlar. Ön, arka, medial ve lateraldeki yapılar değerlendirilir. Patellanın konumuna, simetriye, deformite olup olmadığına bakılır. Palpasyonla devam edilir. Hassasiyet, şişlik, nodül, sıcaklık farkı değerlendirilir. Sonraki aşama eklem hareket açıklığının değerlendirilmesidir. Normalde aktif diz fleksiyonu 135 derece, ekstansiyonu 0 derece, tibianın femur üzerindeki iç rotasyonu 20-30 derece, dış rotasyonu 30-40 derecedir. El eklem üzerine yerleştirilerek pasif hareket esnasında krepitasyona bakılır. Patellanın medial ve lateral hareketleri pasif olarak değerlendirilir. Diz eklemindeki çeşitli patolojilerin muayenesi için çok sayıda özel test tanımlanmıştır.
Özel Testler
Ligament (Bağ) Testleri
Testler her iki dize de uygulanmalı, fark olup olmadığına bakılmalıdır. Akut yaralanmalarda şişlik ve kas spazmının testlerin güvenirliğini olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır.
Kollateral ligamentlerin değerlendirilmesi
Abduksiyon testi (Valgus stres testi)
Medial instabilite değerlendirilir. Bir el ayak bileğinin medialine, diğer el dizin lateraline yerleştirilerek diz içe, ayak bileği dışa doğru itilir. Bir tarafta hassasiyet varsa evre I hasarı gösterir. Diğer tarafa göre fazla açılanma varsa evre II hasar kabul edilir. Evreleme, MRI yaygın değilken tam ekstansiyonda stres radyografileri ile yapılırdı. Valgus stres testi pozitifliği medial kollateral ligament hasarını gösterse de ona spesifik değildir. Posterior oblik ligament, ACL, PCL, posteromedial kapsül hasarında da pozitif olabilir. Testin önce diz tam ekstansiyonda sonra da 20-30 derece fleksiyondayken yapılması önerilir.

6 Aralık 2014 Cumartesi

Normal Kas İskelet Sistemi Radyografileri

Kas iskelet sistemi değerlendirmesinde direkt grafi tetkiki sıkça kullanılmaktadır. Bu yazıda direkt grafilerde görülebilecek anatomik yapıları ve normal film örneklerini paylaştım (omuz, dirsek, el ve el bileği, kalça, diz, ayak bileği ve ayak, servikal omurga, torakal omurga, lomber omurga).

İnme: Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri

İnmenin tanımı
İnme, serebral fonksiyonlarda fokal ya da global olarak hızlı bozulmayı gösteren 24 saatten uzun süren klinik bulgulara veya ölüme yol açan, vasküler nedenler dışında belirlenebilen bir nedeni olmayan serebrovasküler olaydır. Eğer semptomlar 24 saatten kısa sürerse geçici (İng: transient) iskemik atak (TIA) olarak adlandırılır.
Tersinir (İng: reversible) iskemik nörolojik defisit (RIND) terimi artık kullanılmamaktadır.
Epidemiyoloji
Kalp hastalıkları ve kanserden sonra ABD'de ölümlerin en sık üçüncü nedeni inmedir.
Amerikan Kalp Derneği (AHA) her yıl 780,000 inme olduğunu tahmin etmektedir. Bunların 600,000'i yeni vaka, 180,000'i tekrarlayan vakalardır.
2005 yılında ABD'de inme geçirmiş ve sağ kalmış yaklaşık 5,800,000 kişinin (2,300,000 erkek ve 3,400,000 kadın) yaşadığı hesaplanmıştır.
1975-1979 döneminde serebral enfarkt ve hemorajilerin sıklığı 1950-1954 dönemine göre %46 azalmıştır. Bu azalmanın hipertansiyon ve kalp hastalıklarının daha iyi tedavi edilmesine, sigara içme oranının düşmesine bağlı olduğu sanılmaktadır.
1975-1979 yıllarına göre 1980-1984 döneminde %17'lik insidans artışı olmuştur (BT kullanımının yaygınlaşmasına bağlanmaktadır).
Anevrizmal rüptür insidansında değişme olmamıştır.
1994-2004 yıllarında inmeye bağlı ölüm hızı %24.2 ve inme ölümleri sayısı %6.8 azalmıştır.
İnmeden sonraki ilk 30 günde ölümlerin %90'ı beyin lezyonunun direkt etkisinden veya inmenin yol açtığı immobilizasyonun komplikasyonlarından olur. 6 aydan sonra en sık ölüm nedenleri kardiyovasküler (inme dışı) ya da ani ölümdür.
TIA prevalansı 65-69 yaş grubu erkeklerde %2.7, 75-79 yaş grubunda %3.6'dır.
TIA prevalansı 65-69 yaş grubu kadınlarda %1.6, 75-79 yaş grubunda %4.1'dır.

2 Aralık 2014 Salı

Juvenil İdiyopatik Artrit

Çocuklarda en sık görülen bağ doku hastalığıdır. 16 yaşından önce ortaya çıkan 6 haftadan uzun süren artritle karakterizedir. Romatoid artrit olgularının %5'i çocukluk döneminde başlar. İnsidansı 100,000'de 13.9 prevalansı 100,000'de 113.4'tür. Sebebi bilinmemektedir. Genetik yatkınlık, immünolojik anormallikler, enfeksiyon, travma etyolojide rol oynayabilir. Juvenil idiyopatik artrit (JIA) yakın zamanda juvenil romatoid artrit yerine kabul edilen ve alt tipleri kapsayan daha uygun bir isimlendirmedir.
Juvenil artrit hastalığı çözümsüz değil, fizik tedavi ve egzersiz tedavinin önemli bir parçası. Çocuklara egzersiz yaptırmak zor olabilir, fakat eğlenceli ve yaratıcı çözümler bulmak mümkün (bkz: Jake Frood'un öyküsü).

1 Aralık 2014 Pazartesi

kayakçı başparmağı

İng: skier's thumb (= gamekeeper's thumb)
UCL, başparmak metakarpofalangeal ekleminin esas stabilizatörüdür.
Gamekeeper's thumb olarak da bilinen UCL zedelenmesi ilk olarak avlak bekçilerinde bir meslek hastalığı olarak tanımlanmıştır. 
Günümüzde en sık kayak kazalarında görülmektedir.
Tanım: Başparmağın ulnar kollateral ligamentinin (UCL) yaralanmasıdır. İlk olarak Avrupa'da av alanı bekçilerinde (İng: gamekeepers) bir meslek hastalığı olarak tanımlanmıştır. Bu kişiler sıkça çeşitli kümes hayvanlarının boyunlarını başparmak ve işaret parmakları arasına alarak burduklarından UCL'de kronik gerilme ve sonuçta birinci metakarpofalangeal (MKF) eklemde instabilite geliştirmişlerdir. Günümüzde bu durumun en sık nedeni UCL'nin akut yaralanmasıdır. Genelde kayak kazalarında görülür. Bu nedenle daha çok kayakçı başparmağı olarak adlandırılmaktadır. Tüm kayak kazalarının %5-10'unda oluşur. Basketbol, futbol, hokey oyuncularında da görülebilir.
Gamekeeper's kırığını gösteren AP (solda) ve lateral (sağda) direkt grafi

30 Kasım 2014 Pazar

konsantrik

Lat: com- (beraber, ortak) + centrum (merkez) = concentricus
İng: concentric
Türkçe'deki farklı yazılışları: konsentrik
Tanım: Eş merkezli
Örnekler:
Konsantrik kasılma: Kas, kasılarak kuvvet üretirken aynı zamanda boyu kısalır. Kasın ürettiği kuvvet, ona direnç gösteren kuvvetten daha fazladır.
Biseps kasının konsatrik ve eksantrik kasılması
Zıt anlamlısı: eksantrik
Ayrıca bakınız: izokinetik, izometrik, izotonik

29 Kasım 2014 Cumartesi

eksantrik

Lat: eccentricus
İng: eccentric
Türkçe'deki farklı yazılışları: eksentrik, ekzantrik
Tanım: Dış merkezli, ayrıksı.
Örnekler:
Eksantrik kasılma: Kas kendi ürettiği güçten daha büyük bir gerime karşı kasılır, fakat büyük olan dış kuvvetin etkisiyle boyu kısalmak yerine uzar. Güçlendirme egzersizlerinde eksantrik ve konsantrik kasılmaların beraber planlanması, tek başına konsantrik kasılmalara göre daha etkilidir. Ancak eksantrik kasılmalarda egzersize bağlı kas hasarı riski daha fazladır.
Zıt anlamlısı: konsantrik
Ayrıca bakınız: izokinetik, izometrik, izotonik

WOMAC osteoartrit indeksi

İng: Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Index
Tanım: Kalça ve/veya diz osteoartritinde bu durumlarla ilişkili disabiliteyi değerlendiren bir ölçektir. Ağrı, tutukluk ve fiziksel fonksiyon olmak üzere üç kısımdan oluşur. Toplam 24 madde içerir. Maddelerin puanlanması Likert skalasına göre yapılır. Likert skalasında 0'dan 4'e kadar puan verilerek ağrı ve zorlanma derecesi belirtilir. Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır (*).
PDF dosyası

afferent

Lat: ad (-e doğru) + ferre (taşımak)
İng: afferent
Tanım: Merkeze ya da bir organa doğru taşıyan.
Örnekler:
Afferent arteriyol: Böbreğin yapısında bulunan glomerüle kanı getiren arteriyol.
Glomerülün yapısı
Afferent lenf damarları: Lenf sıvısını lenf düğümüne taşıyan damarlar.
Lenf düğümünün yapısı, afferent ve efferent lenf damarları
Afferent sinir / nöron: Duyusal iletileri merkezi sinir sistemine taşıyan sinirler.
Afferent nöronlar periferden duyusal uyarıları alarak merkeze iletir.
Zıt anlamlısı: efferent

afoni

Lat: a- (yok) + phone (ses)
İng: aphonia
Tanım: Ses tellerini (vokal kordlar) kullanarak ses çıkaramama. Kişi fısıltı halinde, dil, diş ve dudaklarını kullanarak hafif sesler çıkarabilir. Vokal kordlardaki bir hasar, her iki rekürren laringeal sinirin tümör ya da cerrahi gibi bir nedenle yaralanması, histeri gibi psikiyatrik durumlar neden olabilir.
Sıfat hali: afonik
Ayrıca bakınız: afazi, disfoni, mutizm

agenezi

Lat: a (yok) + genesis (oluşum, orijin)
İng: agenesis
Tanım: Vücuttaki bir organın embriyolojik gelişim sürecinde oluşmaması.
Örnekler: 
Korpus kallozum agenezisi: Korpus kallozumun oluşmaması.
Müllerian agenezi: Uterus ve vajinanın bir kısmının oluşmaması.
Renal agenezi: Tek ya da her iki böbreğin oluşmaması.
Sakral agenezi (kaudal regresyon sendromu): Sakrum ve aşağı omurga kısımlarının kısmi ya da tam yokluğu. Alt ekstremiteler hipoplazik ya da paralize olabilir.
Sakral agenezili Spencer West, 2012 yılında sadece ellerini kullanarak Kilimanjaro dağına tırmandı.
Ayrıca bakınız: fokomeli

24 Kasım 2014 Pazartesi

adölesan

Lat: adolescere
İng: adolescence
Tanım: Pubertenin başlangıcından erişkinliğe kadar süren fiziksel ve psikolojik gelişme dönemi, delikanlılık. Puberte genelde kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarda başlar. Fiziksel ve psikolojik gelişimin tamamlanması ise yirmili yaşları bulabilir. Üreme organlarındaki değişimler, büyüme atağı, bilişsel olgunlaşma bu döneme ait özelliklerdir.
Albert Einstein, 14 yaşında.
Örnekler: 
Adölesan idiyopatik skolyozu: Geç çocukluk ve adölesan dönemde ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen, omurganın yana olan anormal eğriliği.
Ayrıca bakınız: jüvenil

ağrı

İng: pain
Tanım: Yaralanma, hastalık ya da duygusal bozuklular nedeniyle vücudun herhangi bir yerinde duyulan hoş olmayan his. Vucuttaki bir hasarla ilişkili ya da ilişkisiz olabilir.
Örnekler:
Akut ağrı: 30 günden kısa süren ağrı hissi. Genelde aktif yaralanma, doku hasarıyla ilişkilidir.
Fantom ağrısı: Ampute edilmiş ekstremitede duyulan ağrı.
Kronik ağrı: 3-6 aydan daha fazla süren ağrı hissi. İyileşme için beklenen dönemden daha uzun süren ağrı olarak tanımlayanlar da vardır. Nosiseptif (ağrı reseptörlerinin aktivasyonu ile ilgili) ve nöropatik (sinir sisteminin disfonksiyonu ile ilgili) olarak ikiye ayrılabilir.
Nöropatik ağrı: Somatosensöriyel sistemi etkileyen hastalık veya yaralanmalarla ilişkilidir. Anormal duyular (dizestezi) ve normalde ağrı oluşturmaması gereken duyuların ağrıya yol açması (allodini) ile karakterizedir. Devamlı ya da epizodik olabilir. Uyuşma, iğne batması, karıncalanma, yanma, donma, elektrik çarpması gibi değişik şekillerde hissedilebilir.
Psikojenik ağrı: Mental, duygusal ya da davranışsal faktörlerle ilişkili ağrı türü. Ağrının olası tüm organik nedenleri dışlandıktan sonra bu tanı konulur. Somatoform ağrı da denilir.
Subakut ağrı: Çok sık kullanılan bir tabir olmamakla beraber kabaca 1-6 ay kadar süren ağrıları tanımlar.
Ayrıca bakınız: algoloji
Dış bağlantı: Ağrı ve ağrı mekanizmalarına güncel bakış

antagonist

Yun: anti- (karşı) + Lat: agonista (yarışmacı, mücadele eden)
İng: antagonist
Tanım: Kasılması ile bir hareketin oluşmasını engelleyen kas. Agonist, antagonist kasın kasılmasına direnç gösterir. Genelde bir hareket için agonist ve antagonist kaslar bulunur (antagonistik çiftler). Biri kasılırken diğeri gevşer. Bu kas çiftleri eklemin zıt taraflarında yer alır. Fleksiyon/ ekstansiyon, abduksiyon / adduksiyon gibi zıt hareketleri yaptırırlar.
Örnekler: Patella refleksinde kuadriseps kasılırken antagonisti hamstringler inhibe olur ve diz ekstansiyona gelir.
Zıt anlamlısı: agonist.

agonist

Lat: agonista (yarışmacı, mücadele eden)
İng: agonist
Tanım: Kasılması ile belli bir hareketin oluşmasını sağlayan kas. Agonist, antagonist kasın kasılmasına direnç gösterir. Genelde bir hareket için agonist ve antagonist kaslar bulunur (antagonistik çiftler). Biri kasılırken diğeri gevşer. Bu kas çiftleri eklemin zıt taraflarında yer alır. Fleksiyon/ ekstansiyon, abduksiyon / adduksiyon gibi zıt hareketleri yaptırırlar.
Dirsek fleksiyon ve ekstansiyonunda biseps ve triseps kasları antagonistik çift olarak çalışır.
Örnekler: Şınav esnasında gövdeyi yukarı kaldırırken dirsek ekstansiyonu için agonist kas triseps brakidir.
Zıt anlamlısı: antagonist.

akkiz

İng: acquired (edinilen, sonradan kazanılan)
Tanım: Doğuşta olmayan, sonradan kazanılan, edinsel. Günümüzde pek kullanılan bir kelime değildir, edinsel / edinilmiş tercih edilir.
Örnekler: Akkiz (kazanılmış, adaptif) bağışıklık sistemi.
Zıt anlamlısı: Doğuştan, konjenital

ailesel

İng: familial
Tanım: Aile ile ilişkili, bir ailenin farklı üyelerinde görülen veya görülme ihtimali olan durum, familyel. Herediter ile eş anlamlı kullanılabilir. Herediter ifadesi genetik geçişe daha çok vurgu yapmaktadır. Pek çok hastalık hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. Herediter bir durum ailesel geçiş göstermeyebilir (örneğin çocuk yaşta ölüme neden olan ya da kısırlığa yol açan bir hastalık).
Örnekler:
Ailesel adenomatöz polipozis koli (AAPC): Genetik geçiş gösteren, kalın bağırsakta yüzlerce polip oluşumu ile karakterize ve özellikle kırk yaşından sonra kolon kanseri riski oluşturan durum.
Ailesel Akdeniz ateşi: Herediter inflamatuar bir bozukluktur. Genelde 18 yaşından önce başlayan, 2-4 saat içinde ortaya çıkıp ve 6 saatten birkaç güne kadar uzayabilen ataklarla karakterizedir. Ataklarda karın ağrısı, ateş, eklem ağrıları, plörit, miyalji gibi bulgular görülür.
Ayrıca bakınız: herediter

ajan

Lat: agere (yapmak)
İng: agent
Tanım:  Bir etkiye neden olan ya da değişim yaratan madde ya da kuvvet.
Örnekler:
Fiziksel ajan: Hastalara uygulanan çeşitli formlardaki enerji ve gereçler. Sıcak, soğuk, elektrik akımları, ses dalgaları, traksiyon...
Kimyasal ajan: Belli bir etkiye yol açan molekül, kimyasal ürün, ilaç.

23 Kasım 2014 Pazar

kırılgan yaşlı sendromu

Lat: fragilitat (kırılganlık) + Yun: syndrome (uyuşma, birleşim)
İng: frailty syndrome
Türkçe'deki farklı yazılışları: frailty sendromu
Tanım: Yaşlılarda görülen, düşme, disabilite, hastaneye yatış ve mortalite ile ilişkili yaygın bir klinik sendromdur.
Kırılganlık döngüsü
Negatif enerji dengesi, sarkopeni, kuvvette azalma ve fiziksel efora toleransın azalması bu sendromun göstergeleridir. Kırılgan yaşlı sendromunda kişide günlük işlerin gerektirdiği stres durumlarına dayanıklılık yaşa bağlı azalır. Kavrama kuvvetinde azama, düşük enerji, yürüme hızında azalma, fiziksel aktivitede azalma, istenmeyen kilo kaybı sendromun özellikleridir. Osteoporoz eşlik edebilir.
Yaş arttıkça sıklığı artan bu durum kadınlarda ve düşük sosyoekonomik düzeylilerde daha fazla görülür.
Kırılgan yaşlı sendromu için risk faktörleri: Kronik hastalık olması (kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kronik böbrek hastalığı,depresyon, bilişsel bozukluklar), anemi, ateroskleroz, hormonal bozukluklar, obezite, D vitamini düşüklüğü.
Kırılgan yaşlı sendromu kriterine uyan kişilerin herhangi bir cerrahi sonrası komplikasyon yaşama ihtimali daha fazladır.
Tedavide beslenme desteği, vitamin desteği, fiziksel aktivite ve egzersiz yer alır. Daha önemlisi bu durum oluşmadan yaşlılıkla ilgili bilgilendirme yapılarak alınacak koruyucu önlemlerdir.
Ayrıca bakınız: sarkopeni
Dış bağlantı: Kırılgan yaşlıya yaklaşım

22 Kasım 2014 Cumartesi

kinezyofobi

Yun: kinesis (hareket) + phobos (korku)
İng: kinesiophobia
Tanım: Hareket etmekten korkmak. Çeşitli kronik ağrılardaki (bel ağrısı, baş ağrısı, fibromiyalji, kompleks bölgesel ağrı sendromu...) ağrı ile ilişkili disabilite ve endişelerin göstergesidir. Ağrı hissi, genelde vücuttaki bir hasarla ilgili olduğundan, ağrı duyan kişiler bu hissi ve vücutlarındaki hasarı arttıracağı endişesiyle hareket etmekten kaçınabilir. Oysa özellikle kronik ağrılarda, ağrı vücuttaki aktif bir hasarın göstergesi olmaktan çok santral sinir sistemiyle ilişkili bir duruma dönüşür. Böyle bir durumda hareket korkusu, immobilizasyona yol açarak kişinin genel durumunun kötüleşmesine (*) katkıda bulunur.
Kinezyofobinin değerlendirilmesinde Tampa ölçeği kullanılmaktadır.
Dış bağlantı: Tampa Kinezyofobi Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ve test-tekrar test güvenirliği

kuru iğneleme

İng: dry needling
Tanım: İpliksi çok ince iğnelerin (akupunktur iğneleri) cilt altına batırılması ile kas ağrılarının tedavi edildiği bir yöntemdir. Akupunktur ve kuru iğneleme teknikleri benzer özellikler taşır.
Tetik nokta kompleksinin şematik görünümü. CTrP: Santral tetik nokta. ATrP: Aksesuar tetik nokta.
Kuru iğneleme tabiri ilk olarak Dr Janet Travell'in "Miyofasiyal Ağrı ve Disfonksiyon" kitabında geçmiştir. Travell bu kitabında tetik nokta terapisinde kullandığı iki cilt altı iğne tekniğini tanımlamıştır. Biri lokal anestetik enjeksiyonunu içerirken diğeri herhangi bir ilaç içermeyen kuru iğne yöntemidir. Travell ipliksi akupunktur iğnelerini kullanmasa da günümüzde daha çok bu tip iğneler tercih edilmektedir. Hastalara fazla rahatsızlık vermemesi, sıkı kas düğümlerine daha kolay nüfuz etmesi, daha rahat kullanılması bunda etkili olmuştur.
Kuru iğnelemede herhangi bir ilaç verilmese de sadece iğnenin girişi analjezik etki oluşturabilmektedir.
Kuru iğnelemede ağrının kaynağı olarak palpe edilebilen tetik noktalar hedeflenir. Akupunkturda ise geleneksel meridyenler ve akupunktur noktaları hedeflenir.
Miyofasiyal ağrıda kasta kasılma gösteren tetik noktalar bulunur. Aşırı kasılan lifler ağrı döngüsüne yol açar. Tetik noktaya uygun kuru iğneleme lokal seğirme cevabı oluşturur. Seğirme cevabını ortaya çıkaran bir uygulama daha iyi analjezik sonuç verir.
İntramusküler stimülasyon adı verilen teknikte etkilenen kas yanında o kası inerve eden sinirin köken aldığı seviyedeki paraspinal kaslara da uygulama yapılır.
Yüzeyel kuru iğneleme tekniğinde iğne tetik noktanın üzerindeki bölgede ciltten sadece 5-10 mm kadar derine batırılır. İğne asıl tetik noktaya ulaşmasa da bu teknikle de başarılı sonuçlar bildirilmiştir.
Kuru iğnelemenin etkili olup olmadığını araştıran kaliteli bilimsel çalışma sayısı çok azdır. 
Ayrıca bakınız: akupunktur

21 Kasım 2014 Cuma

nöral terapi

İng: neural therapy
Tanım: Tamamlayıcı alternatif tıp yöntemlerinden biridir. Kronik ağrı ve hastalıkları tedavi etmek için vücuttaki belli bölgelere lokal anestetik enjeksiyonu yapılır. Lokal anestetik maddeler sinir liflerinin etrafına, skar dokularına, salgı bezlerine, tetik noktalara enjekte edilebilir.
İlk olarak 1925'te Alman cerrah Ferdinand Huneke tarafından o dönem yeni bir ilaç olan procaine kullanılarak uygulanmıştır. Nöral terapi uygulayıcıları normal kişide serbestçe dolaşan enerji akımları olduğuna inanmaktadır. Hastalık, yaralanma, stres, skar dokuları gibi nedenler bu akışı bozarak interferans alanları denilen dengesizliklere neden olur. Lenfatik akışın bozulması, elektriksel iletimin bozulması gibi durumların hastalıklara ve ağrıya yol açtığını, nöral terapinin bunları düzelterek etki ettiğini öne sürenler de vardır. Nöral terapi Almanya'da en sık başvurulan alternatif tıp yöntemlerinden biridir.
Skar dokuları tercih edilen enjeksiyon bölgeleri arasındadır
Nöral terapinin özellikle kronik ağrıları tedavi ettiği öne sürülmektedir. Ayrıca allerjik durumlar, baş ağrıları, artritler, astım, hormonal problemler, spor yaralanmaları, depresyon, menstrüel kramplar, cilt ve dolaşım problemleri gibi yüzden farklı durumda kullanılmaktadır.
Nöral terapi konvansiyonel tıptaki sinir blokajları ve lokal anestetik uygulamaları ile karıştırılmamalıdır. Nöral terapide uygulayıcı hastayı sorgulayarak şikayetinin nedenine karar verir ve sorumlu tuttuğu bölgeye enjeksiyon yapar. Bu bölge şikayetin olduğu yerden çok farklı bir yer olabilir. Enjeksiyonun amacı şikayete yol açtığı düşünülen enerji akışındaki tıkanmayı düzeltmektir. Enjeksiyonlar birkaç hafta süren seanslar şeklinde uygulanabilir. Bazen enjeksiyon ve ilaç kullanımı yerine belirlenen noktalara elektrik akımı ya da lazer uygulanması tercih edilebilir.
Nöral terapi üzerine bilimsel araştırmalar çoğunlukla Almanya kaynaklıdır ve kronik ağrıya etkisi üzerine yoğunlaşmıştır. Genel olarak bu yöntem bilimsel kabul edilmemektedir. Ağrı üzerine faydalı etkisi olabilir ancak diğer pek çok patolojik durumda etkisiz olduğu düşünülmektedir.
Ayrıca bakınız: proloterapi
Dış bağlantı: Nöral Terapi Derneği

20 Kasım 2014 Perşembe

sarkopeni

Yun: sarx (et) + penia (yetersizlik, eksiklik)
İng: sarcopenia
Tanım: İskelet kas kütlesi, kalite ve gücünün yaşlanmayla ilişkili dejeneratif kaybıdır. 25 yaşından sonra her yıl kas kütlesinde %0.5-1 kayıp görülmektedir. 75 yaşından sonra sarkopeni sıklığı artar. Yaşlılardaki frailty (narinlik, zayıflık) sendromunun bileşenidir. Düşme ve kırıklarla ilişkilidir. Obez kişilerde sarkopeni daha fazla risk oluşturur. Sarkopeninin kaşeksiden farkı, altta yatan bir patoloji olmaksızın normal insanlarda görülebilmesi ve genelde bir rahatsızlık vermemesidir.
Sarkopeni bir hastalık ya da sendrom değildir. Hatta bir bulgu olarak bile kabulü tartışmalıdır. Bunun sebebi kas kütle, kalite ve gücündeki kaybın fizyolojik ve patolojik sınırlarının tam bilinmemesidir.
Sarkopenide kas atrofisi, kas liflerinin yerini yağ ve fibröz dokunun alması, nöromusküler bileşkelerde dejenerasyon, oksidatif stres gibi değişimler olur. Daha çok Tip 2 (hızlı) kas lifleri azalır. Sarkopeninin seyrinde gençken olan maksimum kas kitlesi ve sonraki kas kaybı hızı önem taşır. İnaktif hayat tarzı sarkopeni için risk oluştursa da, başka nedenler de etkili görünmektedir. Yaş ile sinir sistemindeki değişimler, hormonal değişimler rol oynayabilir.
Tanıda DXA ile yağsız vücut kitlesi ölçümü kullanılabilir. Yürüme hızı (0.8 m/s'nin altı anlamlı) ve el kavrama kuvveti diğer kriterlerdir.
DXA ile kemik (solda) ve yumuşak doku (sağda) görüntüleri. Apendiküler yağsız kütle ölçümü, kol ve bacaklardan, yağ ve kemik sinyalleri dışlanarak yapılır.
Solda normal, sağda sarkopenik bir bireyin uyluk bölgesinden transvers kesit MR görüntüsü 
Tedavide güçlendirme egzersizleri önerilir. Onaylanmış bir ilaç tedavisi yoktur.
Sıfat hali: sarkopenik. Ör: sarkopenik kişiler
Ayrıca bakınız: kırılgan yaşlı sendromu, kaşeksi

sinüs tarsi sendromu

İng: sinus tarsi syndrome
Tanım: Ayak bileğinin anterolateral kenarında ağrı ve hassasiyetle karakterize bir durumdur. Sinüs tarsi ayak bileğinin dış kenarında talus ve kalkaneus kemikleri arasındaki küçük bir açıklıktır.
Sinüs tarsi, "ayağın gözü" olarak da bilinir.
Dansçılarda, voleybol ve basketbol oyuncularında, aşırı kilolularda, düz taban ve hiperpronasyon deformiteleri olanlarda görülebilir. Ayak burkulmasından sonra ortaya çıkabilir. Ayak bileğinin ön dış kısmında geçmeyen ağrısı olan atletlerde sinüs tarsi sendromundan şüphelenilmelidir. Kişi toprak, çimen gibi düzgün olmayan yüzeylerde ayak bileğinin dönmesinden şikayet edebilir. Subtalar eklemin aşırı hareketi sonucu subtalar eklemde sinovit ve oluşan fibrotik dokunun sinüs tarsiyi doldurması, bu klinik durumun nedeni olarak kabul edilmektedir.
Solda sinüs tarsi sendromlu, sağda normal ayak. Koronal kesit T1 ağırlıklı MRI.  Solda sinüs tarsi hipointens, normal yağ dokusu kaybolmuş.
Solda sinüs tarsi sendromlu, sağda normal ayak. Sagital kesit T1 ağırlıklı MRI.  Solda sinüs tarsi hipointens, normal yağ dokusu kaybolmuş.
Muayenede sinüs tarsi bölgesinde lokalize hassasiyet, subtalar eklemin pronasyon ve supinasyon hareketlerinde instabilite mevcuttur. Direkt grafi, BT ya da MR görüntüleme yapılabilir. Direkt grafide talus ve kalkaneus kemiklerinin birbirine bakan yüzlerinde düzensizlik görülebilir. MRI en faydalı bilgiyi sağlar. Sinüs tarsiye lokal anestezik yapılması ile ağrının geçmesi de tanı koydurur.
Sinüs tarsi sendromunda kortikosteroid enjeksiyon yeri
Tedavide NSAİİ, ayak bileğine destek sağlayan ayakkabılar, istirahat önerilir. Fizik tedavi ajanları, özel yapım ortezler, steroid enjeksiyonları uygulanabilir. Nadiren cerrahi gerektirebilir.

19 Kasım 2014 Çarşamba

tarsal koalisyon

İng: tarsal coalition
Tanım: Ayağın topuk kısmındaki iki kemik arasında anormal bir bağlantı gelişmesi durumudur. Bu anormal bağlantı kemik, kıkırdak ya da fibröz doku yapısında olabilir. 100 kişiden birinde mevcuttur. Vakaların yarısında her iki ayak da etkilenir. Hiçbir bulgu vermeyebileceği gibi hareketi kısıtlayarak tek ya da her iki ayakta ağrıya yol açabilir.
Tarsal kemikler
Tarsal kemikler kalkaneus, talus, naviküler, kuboid ve kuneiform kemiklerdir. Bunlar ayak bileğinin normal fonksiyonlarına uygun yapıdadır. Anormal bağlantılar biyomekaniği bozar. Kalkaneo-naviküler ve talokalkaneal birleşmeler olguların %90'ını oluşturur.
Tarsal koalisyon fetal gelişim sırasında kemiklerin düzgün oluşmamasına bağlı oluşabilir. Daha nadir olarak enfeksiyon, artrit, geçirilmiş travma sonucu meydana gelebilir.
Solda normal ayak. Sağda talus ve naviküler kemiklerde birleşme görülüyor.
Doğuştan bu duruma sahip kişilerde ilk belirtiler kemikler olgunlaşınca, yani 9-16 yaşlarında görülür. Bazen şikayetlerin başlaması erişkinliğe sarkabilir. Ayakta dururken ya da yürürken topukta ağrı, bacaklarda yorgunluk hissi, bacakta kas spazmı, yürürken ayağın dışa dönmesi, topallama, ayak bileğinde tutukluk, düz taban gibi belirtileri olabilir. Tanıda öykü yardımcı olur. Direkt grafi çekilir.
Düz taban görülebilir. Tarsal koalisyondaki düz taban, parmak ucunda yükselme ile düzelmez.
Tedavide NSAİİ ağrıyı azaltmada kullanılır. Masaj, EHA egzersizleri, ultrason gibi fizik tedavi seçenekleri faydalı olabilir. Etkilenen ekleme kortikosteroid enjeksiyonu yapılabilir. Eklemi destekleyen splintler kullanılabilir. Şikayetlerin çok fazla olduğu durumlarda, istirahat, koltuk değneği gibi araçlarla ekleme binen yükü azaltmak önerilebilir. Bunlarla şikayetler geçmezse cerrahi gündeme gelir.
Talus ve kalkaneus arasında birleşmeyi gösteren BT kesiti