2 Eylül 2017 Cumartesi

Sporcularda Aşırı Kullanım Yaralanmalarına Genel Bakış

Milattan önce 350 yılında Aristoteles, olimpiyat şampiyonlarının, erken aşırı egzersizle güçlerini israf etmeyenler arasından çıktığını söylemişti. Bu gözlem çoğu kişi tarafından ihmal edilmekte ve aşırı kullanım yaralanmaları halen sporcuların en sık karşılaştığı sorunlar arasında yer alıyor.
1980'lerde jimnastikçilerdeki el bileği ağrısı araştırılırken, çoğu adölesan atlette distal radiusun oransal olarak ulnadan uzun olduğu ve bunun trianguler fibrokartilajda sıkışmaya yol açtığı görüldü. Bu atletler haftada 24 saatten fazla antrenman yapmaktaydı. Daha sonra anlaşıldı ki, aşırı kullanım fizisi (kemiğin uzamasını sağlayan kısım) baskılayabilir. Üstelik bu sadece el bileğinde görülen bir durum da değildir. En iyi kadın jimnastikçilerin çoğunun boyunun 150 cm kadar olmasının nedenlerinden biri de budur.
Aşırı kullanım yaralanmaları kendini beklenmeyen şekillerde gösterebilir. Bir atletin kendini geliştirebilmesi için, zarar vermeden adaptasyona izin verecek ölçüde en uygun yüklenme ile çalışması gerekir. Bu yüklenme derecesi, atletin yaşına ve sporun niteliğine göre değişir. Örneğin jimnastikçilerin boyu kısa kalırken kolları daha uzun olabilir. Bu tür bir adaptasyon sporlarında daha başarılı olmalarını sağlayabilir.
Başka durumlarda ise aşırı kullanım sporcunun kariyerini durdurabilir. Osgood-Schlatter hastalığında, tekrarlayan kuadriseps kasılmaları sonucu patellar tendonun yapıştığı henüz olgunlaşmamış tibial tüberkülde apofiz (kemik çıkıntı) oluşur. Eylül ayında çocuklar okulda, yüklenmeye adapte olamadan spora birden bire dönüş yaptığında sık görülen bir durumdur.
Havanın güzel olduğu bahar aylarında koşucularda stres kırığının görülme oranı artar. Bunun nedeni koşma dozunda aniden olan artıştır. Yoğunluk, sıklık ve süre, koşma dozunu belirleyen parametrelerdir. Wolff kanununa göre her stres sonucunda kemik büyür ve güçlenir. Eğer stres miktarı kemiğin adaptasyon yeteneğini aşıyorsa stres kırığı oluşur.
Kros ve pist koşucuları sonbahardaki yoğun antrenman temposuna uyum sağlayabilmek için yaz boyunca belli bir dozda çalışmaya devam etmelidir. Yoğunluktaki her artışı bir azalma takip etmelidir. Buna döngüsel ilerleme denir. Örneğin koşucular için mesafedeki iki yüz metrelik bir artışı, bir sonraki koşuda yüz metrelik bir azalma takip etmelidir. 3 km ile başlayan bir koşucu, bir sonrakinde 2,9 km, daha sonra 3,1, sonra 3,0, sonra 3,2, sonra 3,1 daha sonra 3,3 şeklinde devam etmelidir.
Spordan önceki ısınma egzersizleri de aşırı kullanım yaralanmalarını önlemede etkilidir. FIFA 11+ programının genç bayan futbolcularda aşırı kullanım yaralanmalarını %47 azalttığı görülmüştür.
Çocuklar sadece tek tip bir spora yönlendirilmezse aşırı kullanım yaralanması riski azalmaktadır. Bu nedenle çeşitli sporlar arasında değişim ve deneme yapılması önerilmektedir. Sporlara özel kısıtlamalar da bu yaralanmaların önlenmesinde etkilidir. Örneğin futbolda 10 yaşından önce kafa topuna çıkmamak ve 14 yaşına kadar da belli durumlarla sınırlamak önerilmektedir.
Aşırı kullanım yaralanmaları, bayan atlet triadı denilen durumdan muzdarip genç kadınlarda daha yaygındır. Bu triadda, bozulmuş beslenmeyle beraber olan ya da olmayan enerji yetmezliği, menstrüel disfonksiyon ve düşük kemik mineral yoğunluğu görülür. Daha az östrojen ürettikleri için kemikleri daha zayıf ve stres kırıklarına daha yatkın olabilir. Daha yaşlı kadın atletlerde de normal yaşlanma sonucu östrojende azalma olduysa stres kırıkları için benzer risk artışı söz konusu olabilir. Bayan atletlerde D vitamini ve kalsiyum alımı kontrol edilmelidir. Düşük D vitamini düzeylerinin stres kırıkları ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Antrenörlerin işini zorlaştıran bir konu, atletlerin benzer egzersiz dozlarına adaptasyonunun farklı olmasıdır. Örneğin bir okulda 14 yaşındaki çocukların bazıları 12 yaşında gibi görünürken bazısı 20 yaşında gibi görünebilir. Puberteyi tamamlamamış atletler daha düşük yoğunluklu egzersizlerde ağrı hissedebilir.
Elbette her ağrı, atletin egzersizi durdurması gerektiği anlamına gelmez. Bazı ağrılar sağlıklı bir adaptasyonun işaretidir. Stres kırığı değil de stres yaralanması durumunda, yoğunluğu azaltma, kros çalışma ve ağrının azalmasını bekleme ile sorun çözülebilir. Fakat çok keskin bir ağrıda atlet durmalıdır. Ayrıca ağrının zamansal olarak ilerlemesi de uyarı işaretidir. Aktivite sırasında olan bir ağrının aktivite sonrasına sarkması ve sonunda aktiviteden önce de olması stres kırığını işaret edebilir.
Stres kırıkları en sık olarak kalça, uyluk, tibia ve ayağın dış kısmında ağrıya neden olur. Bir genç kadın koşucuda ciddi kalça ağrısı acil bir durum olabilir. Femur boynu stres kırığı fark edilmezse deplase kırığa ilerleyebilir. Bu durum kan akımının bozulmasına ve avasküler nekroza yol açabilir. Sonuçta femur başı çökebilir. Bu durum genç bir kişide ciddi sorunlara yol açar. Bu nedenle genç bir kadın atlet bu tarz bir ağrı ile geldiğinde gecikmeden MRG istemek gerekir.
Benzer şekilde, tibia ağrısı ile başvuran bir atlet, aksi ispat edilene dek stres kırığıymış gibi tedavi edilmelidir. Beşinci metatarsal kırıklar yine şiddetli ağrı ile başlar ve hızlıca deplase kırığa ilerleyebilir. Direkt grafide beşinci metatarsalin ortasında görülen çizgi, hızlıca düzeltilmesi gereken bir şeyi gösterir.
Antrenman programının dozunu ayarlamak hemen her durumda zorlu bir iştir. Örneğin askeri personel çoğu durumda ağrıyı yok sayabilir ve stres kırığı nedeniyle programdan çıkarılmak zorunda kalabilir. Amatör koşu topluluklarında ise aşırı kilo, düşük D vitamini veya düşük östrojen düzeyi gibi sorunlar, hafif egzersiz yoğunluğunda bile stres kırığı oluşma riski yapabilir. Bu nedenle "acı yoksa kazanç da yok" (no pain no gain) sloganı her zaman doğru değildir.

Kaynak:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder