16 Aralık 2017 Cumartesi

Diz Kıkırdağını Tedavi Yarışı

Kötü dizler hem sporcular hem de sporcu olmayanlar için önemli bir sorun.
ABD'de 14 milyon kişide ağrı ve inflamasyona yol açacak ölçüde ciddi diz osteoartriti (OA) olduğu düşünülüyor. Nüfus yaşlandıkça bu sayı daha da artacak.
Dizin doğal yastıklaması olan kıkırdak azalınca inflamasyon ve ağrı oluşur, kişi eskisi kadar rahat yürüyemez.
Diz kıkırdağını oluşturabilmek bilim insanların hayallerinden biri ve bunun için birkaç yöntem araştırmalarda öne çıkıyor. Henüz hepsi başlangıç aşamasında olan ve osteoartriti önleme ya da tedavi etmekten uzak bu yöntemlerden bazıları Amerikan Romatoloji Birliği'nin (ACR) San Diego'daki yıllık toplantısında paylaşılmış.
Aşırı kemik yıkımını durdurmak
MIV-711 denilen bir tedavi, katepsin K enzimini hedefliyor. Katepsin K, kıkırdağın yıkımı ve kemiğin bozulmasında rol oynuyor.
Yetişkinlerde sağlıklı bir iskelet için kemikler sürekli yıkılır ve yeniden yapılır. Bu tedavide Katepsin K inhibe edilerek OA'da görülen kemik yıkımındaki artış durduruluyor. OA'da kemik değişiklikleri kıkırdak kaybından önce gerçekleşiyor.
Yapılan bir çalışmada diz artriti olan 244 kadın ve erkek 28 gün boyunca, 2 farklı doz oral tedavi ve plasebo gruplarına ayrılarak takip edilmiş. Katılımcıların ortalama yaşları 62 ve çoğu aşırı kilolu veya obezmiş.
Araştırmacılar çalışma başlangıcı ve 26. haftada MRG ile kıkırdak değişikliğini yansıtan kemik etrafındaki değişimlere bakmış. Tedavi gruplarında dozdan bağımsız olarak, kemik hastalığı ilerlemesinde %65 oranında azalma görülmüş. Ancak ağrı şikayetinde azalma olmamış.
Kıkırdağı stimüle etmek
Bir diğer tedavi yöntemi, hücre büyümesi ve doku onarımında rol oynayan, insan fibroblast büyüme faktörü sprifermin üzerine yoğunlaşıyor. Sprifermin, kıkırdak hücrelerinin daha fazla kıkırdak dokusu üretmesi için uyarıcı özellikte. 5 yıl sürmesi planlanan bir çalışmanın 2 yıllık sonuçlarına göre bu faktör, kıkırdağın kalınlaşmasını, daha iyi şok absorbsiyonu yapmasını sağlarken yerleşmiş diz OA'nın ilerlemesini yavaşlatıyor.
Hochberg MC et al, Efficacy and Safety of Intra-Articular Sprifermin in Symptomatic Radiographic Knee Osteoarthritis: Results of the 2-Year Primary Analysis from a 5-Year Randomised, Placebo-Controlled, Phase II Study, 2017 ACR annual meeting
Yaşları 40 ile 85 arasında değişen, 549 erkek ve kadın, her 6 veya 12 ayda 3 kez haftalık sprifermin dozu (iki farklı doz) ve plasebo gruplarına ayrılmış. Yüksek doz sprifermin tedavisi alan gruplarda kıkırdak kalınlığı bazı alanlarda MRG sonuçlarına göre 0,03 mm daha kalın ölçülmüş. Plasebo grubu ise, diz artritinin doğal ilerleme sürecine bağlı olarak aynı sürede 0,02 mm kıkırdak kaybına uğramış.
Ağrı skorları tüm gruplarda az miktarda iyileşmiş ancak plasebo ile tedavi grupları arasında fark bulunmamış.
Kıkırdak yıkımını durdurmak
Yusuf Yazıcı'nın baş tıbbi sorumlusu olduğu Samumed şirketi, diz kıkırdağının yıkımını durduran bir enzim üzerinde çalışıyor.
Yaş ortalaması 60 olan 455 erkek ve kadın, dize tek enjeksiyon olarak uygulanan 3 farklı tedavi dozu ve plasebo gruplarına ayrılmış. Direk grafi ile, kıkırdak artışını yansıtan eklem aralığı ölçülmüş. Orta dozda, ağrılı tek dizi olan hastalarda, plaseboya kıyasla 6. ayda eklem aralığı artmış. 12. ayda artış miktarı daha fazlaymış. Bu grubun yürüme ve ağrı skorlarında da iyileşme görülmüş.
Sonuç
Hangi tedavi şeklinin en iyisi olacağını öngörmek zor. Çalışmalar farklı planlandığından birbiriyle karşılaştırmak doğru olmayabilir. Elde edilen iyileşmelerin şimdilik küçük olduğunu belirtmekte fayda var. Bu yöntemlerle artritin tam tedavisi veya önlenmesi mümkün olmasa da, ilerlemesi yavaşlatılabilir.
Kaynak:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder