22 Temmuz 2012 Pazar

Kronik Bel Ağrısı

Akut bel ağrılı hastaların %90'ında semptomlar 4-6 haftada iyileşir. Spesifik bir neden olmaksızın bel ağrısı olan hastaların nispeten küçük bir kısmında, %10 kadarında kronik ağrı gelişir. Kronik bel ağrısı 3 aydan daha uzun süreli olup yüksek düzeyde özürlülükle karakterizedir. Kronik bel ağrısında tedavi ve hasta yakınmasının giderilmesi oldukça güçtür.

Romatoid Artrit El Radyografileri

Romatoid artrit (RA), kemik ve kıkırdak hasarına yol açan sistemik anti inflamatuar bir hastalıktır. Sinovyal eklem tutulumu ile karakterizedir. Eklemlerdeki bozulma deformite ve fonksiyon kaybına yol açar.
Bir RA hastasında proksimal interfalangial eklemlerde yumuşak doku şişliği ve erken erozyonlar.
Bütün interfalangial eklemlerin çevresinde belirgin osteopeni

Siyatalji İçin McKenzie Tedavisi

Bir doktor tarafından disk hernisine ya da spinal stenoza bağlı siyatalji tanısı konulduktan sonra uygulanabilecek McKenzie yaklaşımı:
Bir ya da iki gün istirahat
Anti inflamatuar tedavi (NSAİİ)
Bele günde birkaç kez 20 dakika süreyle soğuk uygulama (coldpack)

Lomber Disk Hernileri

Radiküler semptomlarla birlikte olan veya olmayan diskojenik bel ağrısının en sık nedenidir. Disk hernisi, disk materyalinin diskin normal sınırlarının ötesine, fokal yer değiştirmesidir. Disk hernilerinin çoğu 3. ve 4. dekatta oluşmaktadır, bu dönemde annulus jelatinöz yapısını henüz kaybetmemiştir. Lomber bölgede her bir sinir kökü bir üstteki disk hernisinden etkilenir. Örneğin L5 sinir kökü genelde L4-L5 disk hernisinden etkilenir. Disk herniasyonları komşu vertebra gövdesine doğru da gelişebilir (Shmorl nodülü).

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Kalsitonin Kullanımı İle Kanser Riskinde Artış

ABD'deki FDA'nın Avrupa'daki eşdeğeri olan EMA, 19-07-2012'de osteoporoz tedavisi için kullanılan kalsitonin nazal spreylerinin, kanser riskinde artışa neden olduğu gerekçesiyle bırakılmasını önerdi.
EMA, enjeksiyon ya da inhalasyon ile uzun süreli kalsitonin kullanımının kanser için risk artışına neden olduğunu bildirdi. Buna göre kalsitonin içeren ilaçlar daha önceden onaylanmış üç durumda ancak kısa süreli olarak kullanılabilecek: Paget hastalığı, ani immobilizasyona bağlı akut kemik kaybı ve kanserin yol açtığı hiperkalsemide.
EMA'ya göre kalsitonin artık osteoporoz tedavisinde kullanılmamalı.
ABD'de postmenapozal osteoporoz tedavisinde kasitoninin iki nazal sprey versiyonu onay almıştı: Fortical ve Miacalcin.
İnsan Kullanımı İçin Tıbbi Ürünler Komitesi'nin (CHMP) mevcut çalışmalardan elde ettiği veriler sonucunda, plasebo alanlara kıyasla uzun süreli kalsitonin alan hastalarda çeşitli tipte kanserlerin görülme sıklığı artıyor. Oral alımlarda kanser riskinde artış %0,7 iken nazal kullanımlarda %2,4'e ulaşıyor. CHMP, kalsitonin ile osteoporoz için sağlanan faydanın risklere değemediği sonucuna varmış. Nazal spreylerin tek endikasyonu osteoporoz olduğu için piyasadan çekilmeleri gündemde.
Enjeksiyon ya da infüzyon ile kalsitonin, ani immobilizasyona bağlı kemik kaybını önlemede 4 haftadan fazla, Paget hastalığının tedavisinde 3 aydan fazla kullanılmamalı. Kansere bağlı hiperkalsemi için süre sınırlaması belirtilmemiş.
EMA'nın kalsitonin kullanımı ile ilgili önerileri Avrupa Komisyonu'nda değerlendirilerek yasal düzenlemeler için karara varılacak.

Spondilolizis ve Spondilolistezis

Spondilolizis, vertebranın pars interartikülaris kısmında görülen, tek ya da iki taraflı kemik defektidir. Pars interartikülaris pedikül, faset eklemler ve laminanın birleşme yeridir.
Atletizm, dalma, bale, sırıkla yüksek atlama, futbol, kelebek yüzme gibi hiperekstansiyona maruz kalan bel hareketleri içeren spor dallarında spondilolizis riski daha fazladır.
Lomber spondilolizis aslında bir stres kırığıdır.
Spondilolizis %95 sıklıkla L5'te görülmektedir. Hemen daima bilateraldir.
İki taraflı defektlerde tutulan vertebranın öne doğru yer değiştirmesi (spondilolistezis) veya nöral arkın arkaya doğru yer değiştirmesi görülebilir. Spondilolistezis genellikle lizis defektinin bulunduğu vertebranın alttakine göre öne doğru kayması şeklinde gelişir.
Spondilolistezis, vertebranın üzerindeki vertebral kolon ile birlikte alttaki vertebra üzerinden öne kaymasıdır.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Lomber Faset Sendromu

Faset sendromu, faset eklemlerinde (zigoapofizer eklemlerde) dejeneratif veya travmatik nedenlerle ortaya çıkan mekanik bir instabilite sendromudur.
Öyküde ayakta durma, lomber ekstansiyon ve aksiyal rotasyon ile kötüleşen, lomber fleksiyon veya oturma ile iyileşen ve radiküler yayılımı olmayan bel ağrısı faset eklem ağrısı için karakteristiktir. Sporcularda akut veya tekrarlayıcı lomber hiperekstansiyon veya rotasyonel hasar öyküsü de sorgulanmalıdır.
İleri yaş, önceki bel ağrısı öyküsü, normal yürüme, lomber ekstansiyon ile maksimal ağrı, bacak ağrısının olmaması, kas spazmının olmaması, valsalva manevrası ile alevlenmenin olmaması intradiskal basınçtan uzaklaştıran özelliklerdir.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Charcot Artropatisi

Başlıca nedeni diyabet olan Charcot nöropatisi enfeksiyöz bir süreç ile karıştırılabilir ancak kemik yıkımı ve kırık ile sonuçlanır. Hastalar ortalama olarak 10-15 yıllık diyabetlidir ve sıklıkla diyabet kontrolü kötüdür. Charcot, otonomik nöropatinin sonucu olarak gelişir. Bu da ekstremitelerde artmış kan akımına neden olarak osteopeniye yol açar. Motor nöropati ayakta basınç dağılımını bozar. Duyu kaybının varlığı, hastayı bu basıların varlığından habersiz kılar ve sonuçta tabloya kemik yıkımı eklenir. Ön ayaktaki yüksek basınçlar, nöropati ve arka ayaktaki ekin deformitesi artropati oluşumunda hazırlayıcı olabilir. Bu tanının atlanması belirgin deformite ve özürlülüğe neden olabilir. Hasta kırmızı, sıcak, şiş bir ayak ve sıklıkla ark çökmesi veya ayağın yan tarafıyla basma gibi bir deformiteyle başvurur. Hasta normalde olmayan farklı bir his veya müphem bir ağrıdan bahsedebilir.

Diyabetik Ayak

Tip II diyabet komplikasyonları sebebiyle önemli mortalite ve morbiditeye sahiptir. Diyabetik ayak, diyabetin önemli derecede organ kaybına, iş gücü ve ekonomik kayba yol açan bir komplikasyonudur. Bu nedenle diyabetik ayak oluşmadan önce buna zemin hazırlayan faktörlerin, yüksek ayak altı basınçlarının değerlendirilmesi ve önlem alınması önemlidir.

17 Temmuz 2012 Salı

Kalçada Osteomiyelit

erken osteomiyelit. sağ kalçada eklem aralığı septik artrite bağlı genişlemiş. kalçada sinovyal boşluk kısmen metafiz üzerinden geçtiğinden, iltihap metafizden eklem aralığına geçebilir. metafiz bölgesi osteopenik ve cerrahi drenaja ait üç matkap deliği (drill hole) görülüyor.
Kemik ve kemik iliğinin piyojen bakterilerle, nadiren de mantarlarla olan enfeksiyonudur. Açık yara ile bulaş da bir osteomiyelit nedeni olmakla birlikte en sık nedeni hematojen osteomiyelittir. Çocuklarda erişkinlere göre 9 kat daha sık görülmektedir. Olguların %75'inde etken stafilokokkus aureus'tur. Bağışıklık sistemini zayıflatan kötü beslenme gibi faktörler zemininde daha sık ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta ateş ve lökositoz gibi enfeksiyon bulguları vardır. Buna kemikteki lokalize kızarıklık, sıcaklık ve ağrı eşlik eder. Kalça eklemi problemine yol açacak olan femurdaki osteomiyelite radyolojik olarak güve yeniği manzarası ve periost reaksiyonu ile tanı konabilir. Tedavi antibiyoterapiden ibaret olup akut dönemde o ekstremite eleve edilip atele alınabilir. Bu dönemde gluteal kaslara ve kuadrisepse izometrik egzersiz başlanmalıdır. Kronik dönemde sekestre olmamış olgularda komşu eklemlerin hareket açıklıklarını koruyucu egzersizlere başlanmalıdır.

Kalçada Kemik Tümörleri

43 yaşında meme kanseri olan kadında şiddetli kalça ağrısı ve yürüyememe şikayeti mevcut. direkt grafide proksimal femurda litik lezyonlar görülüyor.
Malign ya da benign olsun tüm iskelet sistemi tümörleri ekstremiteleri tutabilir. Kalça problemi yaratabilecek tümörler özellikle pelvisi tutan metastatik tümörler, kondrosarkom ve kemik iliği kökenli tümörlerdir. Buna karşın femurda kemiğin primer tümörleri daha sık görülmektedir. Primer tümörler arasında en sık osteosarkom ve Ewing sarkomu yer almaktadır. Benign olanlar ağrı ve yol açtıkları stres kırığı nedeniyle tedaviye alınmaktadır. Bunlarda tümörün çıkarılmasından sonra greftleme veya endoproteze ihtiyaç duyulabilir. Malign olanlarda insizyonel veya marjinal eksizyondan radikal eksizyona kadar pek çok yöntem kullanılabilir. Bu hastalarda postoperatif rehabilitasyon yöntemi kullanılan cerrahi yönteme göre değişmektedir. Amaç hastanın fonksiyonel durumunu düzeltmek ve mobilizasyonunu sağlamaktır. Kemiğe komşu eklemlerde kontraktür gelişmemesi için erken dönemde egzersizlere başlanmalıdır.

Legg-Calve-Perthes Hastalığı

erken başlangıçlı LCP hastalığının doğal seyri. radyografiler 2,  3, 5, 8 ve 15 yaşlarında çekilmiş.
Çocuklardaki femur başı epifizinin enfarktı, başka bir deyişle idiyopatik osteonekrozudur. Etyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte, erkek cinsiyet (kızlara göre 4 kat daha fazla), düşük sosyoekonomik düzey, düşük doğum ağırlığı, inguinal herni ve konjenital genitoüriner sistem anomalileri gibi tanımlanmış risk faktörleri mevcuttur. Bulgular hastalığın fazıyla ilişkili olmakla birlikte en sık olarak 4-9 yaş arasındaki çocukta, kalça, diz veya kasık ağrısıyla topallama olur. Adduksiyon ve fleksiyon kontraktürü olabilir. Femoral başın kıkırdağının lateral aşırı büyümesi abduksiyon kısıtlılığı yapabilir. Her ne kadar tanısı radyografilere dayansa da erken fazda herhangi bir bulguya rastlanmayabilir ve MR ve sintigrafiye başvurulabilir. Tedavi olarak genelde 6 yaşın altında istirahat, izlem ve abduksiyon ateli kullanılır. Yürümeye çift koltuk değneği ile yük vermeden izin verilir. Bu hastalarda erken dönemde bile izometrik egzersizlere başlanmalı, kontraktürleri önlemeye yönelik yatak içi eklem hareket açıklığı egzersizlerine devam edilmelidir. Daha büyük çocuklarda osteotomi ve greftleme gerekebilir. Postoperatif dönemde kaynama olana kadar o tarafa yük verilmez ancak yatak içi pasif, aktif yardımlı ve aktif EHA egzersizlerine kademeli olarak geçilmeli, 6. aydan sonra güçlendirme egzersizlerine devam edilmelidir.

Kalça - Yumuşak Dokularla İlgili Sorunlar


Strain – Tendinitler
En fazla adduktor longus, rektus femoris ve iliopsoas kaslarında olmak üzere “strain” kasın ya da tendonun akut hasarı iken “tendinit” kronik olarak kasın fazla kullanımıdır. En önemli bulgu kasın dirence karşı ağrılı hareketi olup bazen lokal hassasiyet ve krepitus da olabilir. Direkt grafiye sadece avülsiyon kırığından şüphelenildiğinde başvurulabilir. Gerektiğinde ultrasonografi ile kas hasarının derecesi ve tam lokalizasyonu belirlenebilir.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Kalça Kırıkları

Femur boyun kırıkları
intertrokanterik femur kırığı
Kalçanın eklem içi bölgesindeki başın kıkırdak yüzeyi ile intertrokanterik çizginin proksimalinde kalan kısmın kırıkları olup tüm kırıkların %1'ini oluşturur. İntertrokanterik kırıklar büyük ve küçük trokanter ile femur boyun ve femur cisim arasındaki geçiş kemiğinin ekstrakapsüler kırıklarıdır. Subtrokanterik kırıklar trokanter minörün altında kalan 7-8 cm'lik bölgenin kırıklarıdır.
Bu kırıklar gençlerde yüksek enerjili travma ile olurken yaşlılarda en sık osteoporozla birlikte önemsiz travma öyküsü ile ortaya çıkmaktadırlar. Olguların hepside kalça hareketleri tüm yönlerde ağrılı ve kısıtlıdır, hastalar yürüyemez ve ayakta duramazlar. Yer değiştirmemiş kırıklarda deformite olmayabilir. Ancak yer değiştirmiş olanlarda, o ekstremite kısalmış ve eksternal rotasyonda durmaktadır.

Femur Başı Aseptik Nekrozu

Travma, enflamasyon, metabolik hastalıklar veya steroid ve alkol tüketimi nedeniyle femur başının beslenmesinin bozulması ile ortaya çıkan kemik nekrozudur. Nekroza giden kemik bir süre sonra çevreden ilerleyen damar ve mezenşimal hücrelerden zengin tamir dokusu ile parçalanarak ortadan kaldırılır (creeping substution). Bu değişim sırasında yeni oluşan kemiğin yük taşıma kapasitesi oldukça düşük olduğundan femur başı zaman içinde düzensizleşir, deforme olur ve asetabular yüzü de bozarak sekonder koksartroz gelişimine sebep olabilir. Bu nedenle erken dönemden itibaren yardımcı cihazlarla o tarafa yük verilmesi engellenmelidir. 

Femur - Asetabular Sıkışma

femoroasetabular sıkışmanın üç tipi
Mekanik kalça semptomlarına yol açmaktadır. Özellikle alçak sandalyeye oturmak gibi kalçanın fleksiyonu sırasında kalça eklemi fleksiyonu tamamlayamaz, son noktada femur boynu asetabulumun ön kenarında sıkışır. Tedavi edilmeyen olgularda labral yırtıklar ve ileri evrede eklemin osteoartriti gelişebilir. Artroskopik olarak tedavi edilebilir.

15 Temmuz 2012 Pazar

Ankilozan Spondilitte Görüntüleme Yöntemleri

Bilateral sakroileit. Bilateral sakroiliak eklem erozyonları ve iliak tarafta subkondral skleroz görülüyor.
Bilateral kronik sakroileit. Her iki sakroiliak eklemde tam füzyon görülüyor.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Kalçada İnflamatuar Artritler

Romatoid Artrit
romatoid artritte kalça tutulumunun çeşitli radyolojik görünümleri
Romatoid artrit kronik, etyolojisi bilinmeyen sistemik tutulumlarla seyreden ve deformitelere sebep olan bir hastalıktır. Eklemde primer sinovit meydana gelmektedir. Kalça eklemi el ve el bileğine göre daha nadir tutulmakla birlikte, hastanın mobilizasyonunu güçleştirdiğinden ve hayat kalitesini önemli ölçüde etkilediğinden dolayı önemlidir. Radyografik olarak skleroz olmaksızın erozyonların eşlik ettiği eklem aralığının uniform daralması ve subkondral kistlerin varlığı tespit edilir. Farmakolojik tedavide hastalığı modifiye edici ajanlar birinci basamak tedaviyi oluşturmaktadır. Bunlara NSAİİ ve lokal kortikosteroid enjeksiyonları eşlik edebilir.

Yüksek Topuklu Ayakkabıların Neden Olduğu Sorunlar

  • Yüksek topuklu ayakkabı kullanmak diz eklemine binen yükü %26 arttırmakta, bu da diz osteoartriti için risk faktörü oluşturmaktadır.
  • Vücut ağırlık merkezini öne kaydırarak postür ve omurga şekil bozukluğuna yol açar.
  • Topuk yükseldikçe ayağın ön kısmına binen yük artar.
  • Baldır (calf) kasları topuğun değişen açısına uyum sağlamak için kısalabilir.
  • Yüksek topuk ve sivri burun, 3 ve 4. parmaklar arasından geçen sinir çevresindeki dokuda kalınlaşma ve ağrıya yol açabilir (Morton nöroması).
  • Sivri ve dar burun, küçük parmakların orta eklem seviyesinde bükülmesine neden olur. Zamanla 2, 3 ve 4. parmakların kasları esneme özelliğini kaybeder ve ayakkabı giyilmese de parmaklar normal pozisyona gelemez.
  • Aşil tendonu kısalarak topuk ağrısına neden olur.
  • Sıkı ayakkabılar başparmak tabanında kemik büyümesi ve ağrıya yol açabilir (bunion).
  • Yüksek topukların sert kemeri topuğu rahatsız ederek kemik çıkıntı oluşumuna yol açabilir (Haglund deformitesi).
  • Yüksek topuklar dengeyi bozar ve kişinin düşme ve ayak bileğini burkma riski artar.
  • Ayağın ön kısmında aşırı yükten dolayı zaman içinde ağrı ortaya çıkar (metatarsalji).

13 Temmuz 2012 Cuma

Kalça Osteoartriti

sol kalçada osteoartrit
Kalça osteoartriti (OA) ilerleyici olarak ortaya çıkan, kıkırdak harabiyeti, osteofit oluşumu ve subkondral skleroz ile karakterize, non inflamatuar, kronik, dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Bilateral ya da unilateral olabilir. Risk faktörleri arasında obezite, ağır beden işçiliği, merdiven çıkma gibi mekanik faktörler sayılabilir. İlk belirtisi ağrı olup, nedeni eklem içi basıncın artması, venöz konjesyon, sinovit veya subkondral kemik kırığı olabilir. Ancak ağrının şiddeti her zaman kemik ve kıkırdakla ilgili olmayıp bursa inflamasyonuna da bağlı olabilir. Genellikle ağrıya hareket kısıtlılığı da eşlik etmektedir. Daha çok kısıtlılık internal rotasyonda ve ekstansiyondadır, hasta bacağını fleksiyon, abduksiyon ve eksternal rotasyonda tutar. İnaktivite sonrası 30 dakikayı aşmayan tutukluk karakteristiktir ve genellikle sabahları olur. Hastalık ilerledikçe o taraf ekstremite kısalır ve yürüyüş giderek bozulur.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Femur Başı Epifiz Kayması

Çocukluk ve adölesan dönemde en sık görülen kalça bozukluklarından biridir. Proksimal femoral epifizin posterior ve inferiora doğru yer değiştirmesiyle karakterizedir. Etyolojisi tam olarak aydınlatılmamış olmakla birlikte obezite, travma ve hormonal bozukluklarla ilişkilidir. Mekanik olarak, femur boynunun retroversiyonu ve vertikal bir büyüme plağı risk faktörleri olarak kabul edilmektedir. Histolojik olarak kayma büyüme plağındaki hipertrofik zon boyunca gerçekleşir. Anamnezde kalça, diz veya kasık ağrısıyla topallama olmaktadır. Spesifik bir bulgusu olmadığından sıklıkla gözden kaçırılır. Muayenede özellikle internal rotasyon ve abduksiyonda olmak üzere kalça eklem hareket açıklığı tüm yönlerde kısıtlanır. Tanı genelde radyografik olarak konur, ancak kaymanın büyük bir çoğunluğunun posteriora doğru olmasından dolayısıklıkla lateral grafilere ihtiyaç duyulur. Tedavide erken dönemde sorunlu kalça yükten kurtarılır. Kapalı redüksiyon ile başarı elde edilemezse açık redüksiyon denenir. Redüksiyondan sonraki ilk birkaç gün içinde EHA egzersizlerine başlanır, ancak yük verme için 4-6 hafta kadar beklenir. Bundan sonra kademeli olarak güçlendirme egzersizlerine geçilir.

FTR'de Sık Kullanılan ICD-10 Tanı Kodları

Omurga
Postural kifoz M40.0
Postural lordoz M40.4
Skolyoz M41.9
Tortikollis M43.6
Boyun ağrısı M54.2
Servikal disk bozukluğu M50.9
Bel ağrısı M54.5
Spondiloz M47.9
Radikülopati M54.1
Spinal stenoz M48.0
Stres kırığı M84.3
Patolojik kırık M84.4
Sakrokoksigeal bozuklukları M53.3
Girişim sonrası kas iskelet bozuklukları M96.9

Gelişimsel Kalça Displazisi

Doğuştan kalça çıkığı ya da infantil kalça displazisi olarak da bilinmektedir. Femur başını üstten örten asetabulumun yeterince gelişmemesinden femur başı ile ilişkisinin bozulmasına kadar pek çok nedenle ortaya çıkabilmektedir. Kalça subluksasyonu, kalça dislokasyonu ve asetabular displazi gibi kalça instabilitesi durumlarını kapsayan bir patolojidir. Kalça dislokasyonu genelde doğumda tanınır ancak asetabular displazi birkaç ay geç anlaşılabilir. Kalça dislokasyonu 1000 doğumda 1 görülür. Makat gelişlerde daha sıktır, kızlarda erkeklerden daha sık görülür. Aile öyküsü olanlar, skolyoz, metatarsus adduktus veya tortikollis gibi başka yapısal anomalilere sahip çocuklar daha fazla risk altındadırlar. Annede kalça dislokasyonu öyküsü varsa makat gelişi bebekte risk 1/15, normal gelişli bebekte ise 1/25'tir.

1 Temmuz 2012 Pazar

Lazer

Lazer (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation), İngilizce “uyarılmış ışıma ile kuvvetlendirilmiş ışık” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir kelimedir. 1960 da ilk lazer ışığı elde edilmiş olup tıptaki ilk kullanımı 1962’de retina dekolmanına yönelik olmuştur.
Lazerin prensibi: Kararlı halde bulunan bir atom dışarıdan gelen foton tarafından uyarıldığında elektron bir üst seviyeye çıkar. Kısa sürede tekrar kararlı hale dönerken foton salınır. Elektron, foton salınımını kendiliğinden yaparsa salınan fotonun yönü rastgeledir (spontan salınım). Elektron başka bir fotonla etkileşerek kararlı düzeye inerse bu şekilde salınan fotonun yönü ve fazı geçişe etki eden fotonla aynı olur (uyarılmış salınım).

Omurga, Üst ve Alt Ekstremite Bozukluklarında Özürlülüğün Belirlenmesi

(Kısaltılmıştır. İlgili tablolar ve tam metine Sağlık Bakanlığı'nın sitesinden ulaşabilirsiniz.)
Omurgaya ait sorunların değerlendirilmesi
İki değerlendirme modeli bulunmaktadır:
  • Yaralanma modeli veya tanı ilişkili değerlendirme
  • Eklem hareket genişliği modeli veya fonksiyonel model

Yaralanma modeli FTR tarafından daha az kullanılan bir metottur, ortopedistler daha çok tercih etmektedir. Travma durumlarında ilk tercihtir. Yaralanma yoksa, bu yöntem yetersiz kalıyorsa, omurgada birden fazla segment etkilenmişse eklem hareket genişliği modeli kullanılır.
Yaralanma modelinde nörolojik kayıp varlığı, kırık, dislokasyon, hareket segmenti bütünlüğü değerlendirilir. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmişse her biri ayrı ayrı değerlendirilir. Kortikospinal yol bulguları eşlik ediyorsa spinal kord lezyonları bölümündeki tablolar kullanılır. Özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır.

Özürlülüğün Tanımı ve Sağlık Kurulu Raporu

Dünya Sağlık Örgütü, sağlığın bozulmasını dört aşamada değerlendirmektedir. Semptom ve bulgularla seyreden patolojik durum “hastalık”, hastalığın organ düzeyinde bir fonksiyon kaybına yol açması” yetersizlik”, yetersizlik sonucu bireyde yeteneğin azalması ya da kaybedilmesi “sakatlık (özürlülük)”, sakatlığın toplumsal düzeyde o kişinin sosyal durumunda neden olduğu kısıtlanma “engellilik” olarak tanımlanmıştır.