31 Aralık 2012 Pazartesi

Osteoporozun Tanımı ve Sınıflandırılması

Osteoporoz mineralize ve non-mineralize kemik oranında belirgin değişiklik olmaksızın kemik kütlesinin azalmasıyla seyreder. Osteoporoz düşük kemik kütlesi ve kemik mikroyapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır.
Dual Enerji X-ışını Absorbsiyometre (DXA) kullanılarak elde edilen değerlere göre;
Normal: Genç erişkine göre kemik mineral yoğunluğunun (BMD) veya kemik mineral içeriğinin (BMC) 1 standart sapmanın (SD) altında olması.
Osteopeni (Düşük kemik kütlesi): BMD'nin genç erişkine göre -1 SD ile -2,5 SD arasında olması.
Osteoporoz: BMD'nin genç erişkine göre -2,5 SD'dan fazla olması.
Yerleşmiş Osteoporoz: BMD'nin genç erişkine göre -2,5 SD'nın üzerinde olması ve ek olarak bir veya daha fazla kırık saptanması.

30 Aralık 2012 Pazar

Parmak Kütletme

Eklemleri çıtlatma ya da kütletme, eklemleri keskin bir çıtlama ya da kütleme sesi çıkarmak için hareket ettirmektir. En sık parmak eklemlerinde görülür. Sırt, bel, boyun omurları, kalça, el bileği, dirsek, ayak parmakları, ayak bileği, diz, çene gibi pek çok eklem de kütletilebilir.
Çoğu insan parmaklarını kütletmek için onları alışık olmadık pozisyonlara getirir. Bunlar genelde o eklemin ilgili kaslarının getiremeyeceği pozisyonlardır. Egzersiz sonrası bir eklemi kütletmek rahatlatıcı olabilir.
Bir kemik çıkıntı üzerindeki tendon ya da skar dokusu da kütleme sesine yol açabilir (ör: kütleyen kalça sendromu).

29 Aralık 2012 Cumartesi

Proprioseptif Nöromusküler Fasilitasyon - Paternlere Giriş

Normal fonksiyonel hareket ekstremitelerdeki kütlesel hareket paternleri ve sinerjistik gövde kaslarının bileşiminden oluşur. Motor korteks bu hareket paternlerini üretir ve organize eder. Kişi bir kası ait olduğu hareket paterninden ayıramaz. Bu durum, kaslarımızı ayrı ayrı kasamayacağımız anlamına gelmez, fakat ayrı hareketlerimiz kütle paternlerine doğru yayılır. Bu sinerjistik kas kontraksiyonları PNF'teki kolaylaştırma paternleridir.
sporda diyagonal patern
Bazı kişiler PNF konsepti ile çalışabilmek için paternleri bilmenin ve kullanmanın şart olduğunu düşünürler. Aslında ihtiyacınız olan tek şey PNF felsefesi ve uygun tekniklerdir. Paternler zorunlu olmamakla beraber faydalı araçlardır. Sinerjistik ilişkideki paternlerle çalışmak problemleri indirekt olarak tedavi edebilmeyi sağlar. Ayrıca germe refleksi bir kasa tek olarak uygulanmasına kıyasla bütün bir paterne uygulandığında daha etkilidir.

25 Aralık 2012 Salı

Proprioseptif Nöromusküler Fasilitasyon - Teknikler

PNF tekniklerinin amacı kas gruplarına yönelik kolaylaştırma, inhibisyon, güçlendirme, ve gevşeme yoluyla fonksiyonel hareketi iyileştirmektir. Bu teknikler konsentrik, eksentrik ve statik kas kontraksiyonlarını kullanırlar. Hastanın ihtiyacına göre kas kontraksiyonları uygun direnç ve kolaylaştırma yöntemleri ile kombine edilir.
Eklem hareket açıklığını arttırmak ve yeni kazanılan açıklıkta kasları güçlendirmek amaçlanır. Kasıl-gevşe gibi bir gevşeme tekniği hareket açıklığını arttırmada kullanılır. Ters (reversal) dinamik ya da izotonik kombinasyonu gibi kolaylaştırma teknikleri ile yeni kazanılan hareket açıklığındaki kuvvet ve kontrolün arttırılması hedeflenir.
Güçlendirme egzersizleri esnasında kas yorgunluğunu azaltmak amaçlanır. Tekrarlı germe gibi bir kuvvetlendirme tekniğinin hemen ardından ters dinamiğe (ters yavaş) geçilerek çalışılmış kasın yorgunluğu azaltılır. Tekrarlı germe refleksi kasların yorulmadan daha uzun süre çalışmasını sağlar. Antagonistik kasların değişen kontraksiyonları bir kas grubunda tekrarlı egzersiz sonrası oluşan yorgunluğu rahatlatır.

20 Aralık 2012 Perşembe

Proprioseptif Nöromusküler Fasilitasyon - Giriş ve Yöntemler

Proprioseptif Nöromusküler Fasilitasyon (PNF) bir tedavi konseptidir. Proprioseptif, vücudun hareket ve pozisyonu ile ilgili duyusal reseptörlerden gelen her türlü bilgi ile alakalıdır. Nöromusküler, sinir ve kasları içerir. Fasilitasyon kolaylaştırma demektir.
Margaret Knott
1940’lardan beri PNF fizik tedavide en çok kullanlan tedavi konseptlerinden biridir. Dr Kabat ve Margaret Knott, 1947’de Kaliforniya Vallejo’ya taşındıktan sonra bu teknikleri geliştirmeye başladı. 1953’de Dorothy Voss’un da aralarına katılmasıyla ilk PNF kitabı Knott ve Voss tarafından yazılarak 1956’da basıldı.
Başlangıçta daha çok multiple sklerozlu ve poliomyelitli hastalar bu metotla tedavi edildi. Tecrübe arttıkça bu tedavi yaklaşımının çok daha geniş bir hastalık grubunda etkili olduğu görüldü. Bugün nörolojik, travmatik ve ortopedik şikayetleri olan hastalar bu konsept ile tedavi edilmektedir.
PNF entegre bir yaklaşımıdır. Sadece spesifik bir probleme ya da vücut kısmına yoğunlaşmaz, insanı bütün olarak ele alır. Hastanın potansiyelini ortaya çıkarmaya odaklanır. Tedavi yaklaşımı her zaman pozitiftir. Esas hedef en yüksek düzeyde fonksiyon kazanımıdır. Motor kontrol ve motor öğrenme prensipleri terapide entegre olarak kullanılır. Anatomik, aktivite ve katılım düzeyinde tedavi planlanır.
PNF Felsefesi
Pozitif yaklaşım: Ağrısız, ulaşılabilir hedefler, başarı için hazırlık, direkt ve indirekt tedavi, güçlü başlangıç
En yüksek fonksiyonel düzey: Fonksiyonel yaklaşım, yapısal ve aktivite düzeyinde tedavi
Yoğun çalışma ile potansiyeli harekete geçir: Aktif katılım, motor öğrenme, bireye özel çalışma
İnsanı bütün olarak düşün: İnsanı çevresel, kişisel, fiziksel ve duygusal faktörlerle bir bütün olarak düşünün.
Motor kontrol ve motor öğrenme prensiplerini kullanın.
Hareket, çevremiz ile etkileşme yolumuzdur. Bütün duyusal ve bilişsel işlemler bir sonraki motor çıktılara karar vermek için olan girdiler olarak görülebilir. Motor kontrol ve öğrenme, rehabilitasyon için önemlidir. Herhangi bir etkileşimli durumun anahtar öğesi bilgi aktarımıdır. Bu durum terapi için de geçerlidir.
Bilgi olmadan hastalar yeni yeteneklerde uzmanlaşmakta kısıtlanırlar. Bu özellikle motor öğrenmenin ilk aşamalarında çok önemlidir. Hastalar, hastalıklarından dolayı kendi içsel bilgi kaynaklarına güvenemeyebilirler. Böyle durumlarda PNF gibi kolaylaştırmalar ve terapist en önemli dışsal bilgi kaynağı olur.
Temel nörofizyolojik prensipler
Afterdischarge: Uyarının etkisinin uyarı bittikten sonra devam etmesi. Uyarının gücü ve süresi artarsa afterdischarge da artar.
Temporal sumasyon: Belli bir zaman diliminde tekrar eden zayıf uyarılar eksitasyona neden olur.
Spasyal sumasyon: Aynı anda meydana gelen zayıf uyarılar eksitasyona neden olur.
Yayılma (irradyasyon): Uyarının gücü ya da sayısının artması ile cevabın yayılması ve artması.
Ardışık indüksiyon: Agonist kasların artan eksitasyonu ile antagonistlerin kasılması.
Resiprokal inervasyon: Kasların kasılması ile antagonistlerin inhibe olması. Koordine hareket için gereklidir.
Temel kolaylaştırma tekniklerinin etkileri çakışır. Örneğin direnç, germeye cevabın etkili olması için gereklidir. Direncin etkisi terapistin vücudunun konumuna ve manuel temasın yönüne göre değişir. Hastadan en iyi yanıtı alabilmek için bu prosedürlerin zamanlaması önemlidir. Örneğin hazırlayıcı sözel komut, germe refleksinden önce gelir. Manuel temastaki değişim hastaya hareketin yönündeki değişimle ilgili ipucu verecek zamanda olmalıdır. Bu temel prensipler herhangi bir tanı ya da durumdaki hastanın tedavisinde kullanılabilir, ancak hastanın durumu bazılarının kullanımını sınırlayabilir. Terapist ağrıya sebep olmaktan ya da ağrıyı arttırmaktan kaçınmalıdır. Ağrı etkili ve koordine kas performansını engeller ve potansiyel bir zararın belirtisi olabilir.
Kolaylaştırmanın temel yöntemleri
Direnç: Kas kasılması ve motor kontrole yardım, kuvveti arttırma, motor öğrenmeye yardım.
Yayılma ve takviye: Cevabın yayılımını stimülasyon için kullanmak.
Manuel temas: Tutma ve basınç ile kuvveti arttırmak ve harekete yön vermek.
Vücut pozisyonu ve mekanikleri: Hareket ya da stabiliteyi kontrol ve rehberlik.
Sözel komutlar: Hastayı yönlendirmek için uygun tonu ve kelimeleri kullanmak.
Görüş: Harekete rehberlik ve kuvveti arttırmak için görsel algıyı kullanmak.
Traksiyon ya da sıkıştırma: Hareketi veya stabiliteyi kolaylaştırmak için ekstremitelerin ve gövdenin uzaması veya kompresyonu.
Germe: Kas uzaması ve germe refleksini kasılmayı kolaylaştırma ve kas yorgunluğunu azaltmak için kullanmak.
Zamanlama: Normal zamanlamayı iyileştirme ve kas kontraksiyonunu arttırmak için.
Paternler: Sinerjistik kütle hareketleri, fonksiyonel normal hareketin bileşenleri.
Direnç (rezistans)
Tedavide şu amaçlarla kullanılır: Kasların kasılmasını kolaylaştırmak, motor kontrol ve öğrenmeyi arttırmak, hastaya hareket ve hareketin yönü hakkında farkındalık kazandırmak, kuvveti arttırmak, hastanın gevşemesini sağlamak (resiprokal inhibisyon).
Çoğu PNF tekniği direncin etkilerinden türetilmiştir. Aktivite sırasında sağlanan direnç hastanın durumuna ve aktivitenin hedefine uygun olmalıdır. Oturma pozisyonundan ayağa kalkarken ya da merdiven inerkenki gibi fonksiyonel aktivitelerin öğrenilmesi sırasındaki direnç hastalara bu aktiviteleri kontrol etmeleri için rehberlik edecek düzeyde olmalıdır. Yayılma ya da güçlendirme için uygulanacak direnç yoğundur. Bir kas kasılmasına direnç uygulandığında kasın kortikalstimülasyona cevabı artmaktadır. Direnç tarafından üretilen aktif kas tonusu en etkili proprioseptif kolaylaştırmadır. Bu kolaylaştırmanın büyüklüğü direkt olarak direnç miktarına bağlıdır. Kasılan kaslardan gelen propriyoseptif refleksler aynı eklemdeki ve komşu eklemlerdeki ilişkili sinerjistik kasların cevabını arttırırlar. Kolaylaştırma proksimalden distale ya da distalden proksimale yayılabilir. Kolaylaştırılan kasların antagonistleri genelde inhibe olur. Eğer agonistlerdeki kas aktivitesi yoğun olursa antagonistlerde de aktivite olabilir (ko-kontraksiyon). Direncin nasıl uygulanacağı ilgili kas kontraksiyonuna bağlıdır. 
Yayılma ve Takviye
Doğru şekilde uygulanan direnç yayılma ve takviye ile sonuçlanır. Cevap, sinerjistik kaslarda ya da hareket paternlerinde artmış kolaylaştırma (kontraksiyon) ya da inhibisyon (relaksasyon) olarak görülebilir. Uyarının şiddeti ve süresi arttıkça cevap da artar. Kabat’ın belirttiğine göre, harekete karşı direnç uygulanması yayılma üretir ve belirli paternlerde kas aktivitesini arttırır. Direnç uygulanan hareketin ya da hasta pozisyonunun değiştirilmesi sonuçları da değiştirir.
Direncin tedavide kullanımına örnekler:
Sağlam ekstremitedeki kas kasılmasına direnç uygulayarak karşı taraftaki immobilize kaslarda kasılma üretmek.
bilateral bacak paterni uygulanırken gövde fleksörlerine doğru yayılım
Kalça fleksiyonuna direnç uygulayarak gövde fleksörlerinin kontraksiyonuna sebep olmak.
Önkolun supinasyonuna direnç uygulayarak omuzun eksternal rotatorlarının kasılmasını kolaylaştırmak.
Kalçada adduksiyon ve eksternal rotasyon ile fleksiyona direnç uygulanması ve aynı taraftaki dorsifleksör kasların inversiyonla kasılmasının kolaylaştırılması.
Boyun fleksiyonuna direnç ile gövde ve kalça fleksiyonunu uyarmak. Boyun ekstansiyonuna direnç ile gövde ve kalça ekstansiyonunu uyarmak.
Manuel Temas
Terapistin tutuşu hastanın cilt ve diğer basınç reseptörlerini uyarır. Bu temas hastaya uygun hareket yönü hakkında bilgi verir. Terapistin eli hareketin yönüne ters basınç uygulamalıdır. Kol ve bacağın yanları nötr yüzeyler olarak kabul edilir.
lumbrikal kavrama
Hareketi kontrol edebilmek ve rotasyona direnç gösterebilmek için terapist lumbrikal kavramayı kullanır. Bu kavramada basınç metakarpofalangeal eklemlerin fleksiyonundan gelir, parmakların vücuda uyum göstermesine izin verir. Lumbrikal kavrama ile hastaya ağrı verebilecek sıkma ya da fazla basınca yol açmadan hareketin üç boyutlu kontrolü mümkün olur.
Eğer hastanın ayakta durmadan oturmaya geçiş gibi bir dış merkezli kas aktivitesi üzerindeki kontrolü azalmış ya da yoksa, terapist elini iliak krest üzerine koyarak ve aşağıya ve arkaya doğru bastırarak bu hedefe odaklı harekette hasta için gerekli bilgiyi  verebilir. Eğer bazı kaslar zayıf sinerjistik aktivite gösteriyorsa taktil stimulusla kas aktivitesi kolaylaştırılabilir. Taktil stimulus ihtiyaç duyulduğunda hastanın bağımsızlığını ve motor kontrolünü iyileştirmek amacıyla verilir. Hasta için hedef hareketin kontrolünü kendisinin sağlamasıdır. Normalde hastanın ekstremite hareketlerini tedavi ederken terapistin bir eli distalde, değier eli ise distalde ya da proksimalde olabilir. Hastanın karşılaştığı bir sorunu çözmek için tutuş şekli gerekirse değiştirilebilir.
Vücut Pozisyonu ve Mekanikleri
bacakta fleksiyon - abduksiyon - internal rotasyon paterninde terapistin pozisyonu
Hastanın hareketi üzerine en iyi kontrol terapist istenen hareket yönünde konumlandığında elde edilir. Terapistin pozisyonu değiştikçe direncin yönü ve hastanın hareketi de beraber değişir. Terapistin omuzları ve pelvisi hareket yönüne bakmalıdır. Kol ve eller de hareket yönünde hizalanmalıdır. Eğer terapistin vücudu uygun pozisyonu koruyamazsa el ve kollar harekete uygun hizalanmayı korumalıdır. Direnç terapistin vücudundan gelmelidir, kol ve eller görece gevşek kalmalıdır. Vücut ağırlığını kullanarak terapist yorgunluk duymadan uzun süre direnç sağlayabilir. Gevşek eller terapistin hastanın cevaplarını hissetmesini sağlar.
Sadece terapistin değil, hastanın vücut pozisyonu ve mekanikleri de önemlidir. Tedavi hedefleri bu pozisyondan etkilenir. Uygun pozisyonun seçiminde hastanın ihtiyacı olan fonksiyonel aktivite, kas tonusu, gücü, ağrı olup olmaması ve stabilitesi önemlidir.
Sözel Komutlar
Sözel emirler hastaya neyi ne zaman yapacağını söyler. Terapist her zaman komutun tedavi edilen vücut kısmına değil hastaya verildiğini akılda tutmalıdır. Hazırlayıcı ifadeler açık ve özlü olmalıdır. İstenilen hareketi öğretmek için pasif hareketle beraber kullanılabilirler.
Komutun zamanlaması hastanın tepkilerini terapistin elleri ve direnci ile koordine edebilmek için önemlidir. Hareketin ve kas kontraksiyonlarının başlangıcına rehberlik eder. Hareket ve stabilitede düzeltmelerin sağlanmasında hastaya yardım eder. Zamanlama germe refleksini kullanırken de çok önemlidir. Başlangıç komutu kasın gerilmesinden hemen önce gelmelidir, böylece hastanın bilinçli gayreti ile refleks cevap koordine edilebilir. Hareket komutu daha fazla efor ya da hareketi yeniden yönlendirmek amacıyla tekrarlanabilir. Direncin yönü değiştirilirken sözlü komutların uygun zamanlaması önem taşır. Hazırlayıcı komut terapist ellerinin pozisyonunu değiştirirken, hareket komutu ise yeni yönde direnç uygulanırken verilir.
Komutun ses şiddeti kas kontraksiyonlarının şiddetini etkileyebilir. Daha güçlü kasılma istendiğinde daha yüksek sesle, rahatlama ve gevşeme istendiğinde daha yumuşak sesle komut verilmelidir. Komutlar üç gruba ayrılabilir. Hazırlayıcı komutlar hastayı harekete hazırlar. Hareket komutları hareketi başlatır. Düzeltme komutları hareketin modifiye edilmesi içindir. Örneğin alt ekstremiteye diz fleksiyonu ile beraber fleksiyon - adduksiyon - eksternal rotasyon paterni uygulanırken (hazırlama) "Hazır, ve"; (hareket) "şimdi bacağını yukarı ve içe çek"; (düzeltme) "ayak parmağını yukarıda tutmaya devam et" şeklinde komutlar verilebilir.
Görüş
görsel kontrol
Geribildirim sistemi daha güçlü kas kasılması sağlayabilir. Örneğin hasta egzersiz yaparken koluna ya da bacağına bakarsa daha güçlü bir kontraksiyon elde edilir. Görüşü kullanmak hastaya hareket ve pozisyonunu kontrol etme ve düzeltmede yardımcı olur. Gözleri hareket ettirmek hem baş hem de gövde hareketini etkiler. Örneğin hasta hareket etmek istediği yöne bakarsa baş, göz hareketini takip eder. Baş hareketi ise daha güçlü ve büyük gövde hareketini kolaylaştırır. Hasta ile terapist arasındaki göz teması iletişimin bir çeşididir ve kooperasyona katkı sağlar. Yaşlı hastalarda görsel girdi, işitsel girdiye göre çok daha önemli olabilir.
Traksiyon ya da Sıkıştırma (aproksimasyon)
Traksiyon ekstremite ya da gövdenin uzamasıdır. Eklemlerdeki reseptörler üzerine olan etkileri sayseinde terapötik etkileri olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda kasları uzatarak germe uyarısı da sağlar. Traksiyon kuvveti istenen sonuç elde edilene dek kademeli olarak uygulanır. Traksiyon hareket boyunca korunur ve uygun dirençle kombine edilir. Eklem ağrılı hastalarda etkilenen bölgeye traksiyon yardımcı olabilir.
Sıkıştırma (aproksimasyon), ekstremite ya da gövdenin sıkıştırılmasıdır. Sıkıştırmadan sonraki kas kasılmaları eklem reseptörlerinin uyarılmasına bağlı olabilir. Artan kas cevabının bir diğer olası nedeni sıkıştırma ile pozisyon ve postürde oluşan bozulmayı düzeltmektir. Kademeli ve nazikçe uygulandığında ağrılı ve stabil olmayan eklemlerin tedavisinde kullanılabilir. Hızlı ya da yavaş uygulanabilir. Hızlı sıkıştırma refleks tipi cevap için uygulanırken yavaş sıkıştırma hastanın toleransına göre kademeli olarak uygulanır. Sıkıştırma uygulanmadan önce hastanın eklemleri uygun yük taşıyıcı pozisyonda bulunmalıdır. Kuvvet korunmalı ve kas cevabına direnç uygulanmalıdır. Sözlü komutlar koordineli olarak verilir ("dik dur", "tut" gibi). Terapist aktif kas kontraksiyonunun zayıfladığını hissettiğinde sıkıştırma tekrarlanır ve direnç verilir.
Traksiyon genelde hareketi kolaylaştırırken sıkıştırma izometrik ve stabilize edici aktiviteyi kolaylaştırır. Terapist en etkili olanı kullanmalıdır. Örneğin dik pozisyonda PNF aktivitelerini sıkıştırma, konsetrik ve eksentrik kas aktiviteleri ile kombine etme en etkili yol olabilir.
Germe
Bir kasa uygulanan germe germe refleksine yol açabilir ya da bu kasları stimüle edebilir. Kaslara germe, dinamik kas aktivitesini kolaylaştırmak hedeflendiğinde uygulanır. Kas, tendon, kemik ya da eklem hasarı olduğunda germe uygulaması kontraendike olabilir.
Germe stimulusu bir kas uzadığında ortaya çıkar. Normal aktivitelerde kas kontraksiyonunu kolaylaştırmak amacıyla hazırlayıcı bir hareket olarak kullanılır. Uzayan kasın ve sinerjistik kasların kasılması kolaylaşır. Örneğin anterior tibial kasın uzaması hem bu kası hem de kalça fleksör - adduktör - eksternal rotator kas gruplarını kolaylaştırır. 
Germe refleksi gerim altındaki kaslardan ortaya çıkar. Refleks iki parçalıdır. Kısa gecikme süreli spinal refleks olan ilki az bir kuvvet oluşturur ve fonksiyonel açıdan anlamlı olmayabilir. Fonksiyonel germe cevabı olarak adlandırılan ikinci parçası ise daha kuvvetli ve fonksiyonel kontraksiyon sağlar. Etkili bir tedavi olabilmesi için germe sonrası olan kas kasılmasına direnç uygulanmalıdır.
Germe ile üretilen kas kasılmasının gücü niyetten yani önceden verilen bilgilendirmeden etkilenir. Kas gerimine direnç göstermeleri söylendiğinde daha iyi yanıt alınır.
Zamanlama
Zamanlama, hareketlerin sıralamasıdır. Normal harekette aktivite sekansları arasında yumuşak geçiş olur. Koordine hareket doğru zamanlama gerektirir. Fonksiyonel harekette hedefe ulaşılana kadar devamlı, koordine hareket gerekmektedir. Gelişme döneminde kontrol ve koordinasyonun evrimi kraniyalden kaudale ve proksimalden distale doğrudur. İnfantta kol elin nereye gideceğini belirler, fakat kavrama geliştikten sonra el, kol hareketlerinin hedefini belirler. Erişkinlerin ayakta durma dengelerini korumak için yaptıkları küçük hareketler distalden (ayak  bileği) proksimale (kalça ve gövde) doğru ilerler. Hareketin normal zamanlamasını geri kazandırmak tedavi hedeflerinden biri olmalıdır.
Normalde bir aktivitenin zamanlaması distalden proksimale doğrudur. Bir ekstremitenin hareketi, vücut merkezinin stabilize edildiği varsayımına dayanır. Yürürken bir ayağı öne ilerletebilmek için gövdenin, karşı taraf kalça ve bacağın yeterli stabilitede olması gerekir. Ancak fonksiyonel hedefe göre ya da belirli bir hareketi vurgulamak için hareketin normal zamanlaması değiştirilebilir. Üzerinde durulmak istenen hareket dışında belli bir paterndeki diğer hareketler önlenebilir. Ya da zayıf kasları çalıştırmak için bir paterndeki güçlü hareketlerde izometrik kontraksiyon oluşturulabilir.
dirsek fleksiyonunu çalışırken fleksiyon - adduksiyon - eksternal rotasyon paterninde güçlü omuz ve el bileği kaslarının kontraksiyonu stabilize edilmesi "vurgu için zamanlama"ya bir örnektir.
Paternler
Kolaylaştırmanın paternleri PNF'nin temel yöntemlerinden biridir.

El Bileği Gangliyon Kisti

Gangliyon kistleri eklem kapsülünden ya da tendon kılıfından köken alırlar. El bileğinin değişik kısımlarında görülebilirler. Elin arkasında ortaya çıkan gangliyon kisti bir dorsal gangliyon kistidir. Bazıları ise el bileğinin ön yüzünde, baş parmak ile nabız alınan yer arasında oluşabilir. Çoğunlukla zararsızdırlar ve zaman içinde kendiliğinden kaybolurlar.

Boyun Anatomisi

Boyun, omurganın en hareketli ve stabilitesi en az olan bölgesidir. Yedi vertebra (C1-C7) ve beş intervertebral diski (C2/3 - C6/7) vardır.
atlas ve aksis
C1 ve C2 oldukça özelleşmiş vertebralardır ve sırasıyla atlas ve aksis olarak adlandırılırlar. Bu iki vertebra üst servikal omurgayı oluştururken, C3-7 ise alt servikal vertebrayı oluşturur. Başın fleksiyon ekstansiyon hareketinin %50'si oksiput ve atlas arasında, rotasyon hareketinin %50'si C1 ve C2 arasında gerçekleşir. C7/T1 diski sıklıkla radiküler semptomlarla ilişkilidir. Dejeneratif hastalık ise C5 ve T1 arasında sıktır. Spinal kord kompresyonu en sık bu bölgede gelişir, ancak atlantoaksiyel subluksasyon da benzer bir tablo oluşturabilir.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Fonksiyonel Boyun Ağrıları

Boyun ağrısı sık karşılaşılan bir problemdir. Erişkinlerin %10-20’sinde yılda en az bir kez boyun ağrısı görülmektedir.
Servikal omurga fonksiyonel olarak bakıldığında iki segmente ayrılabilir. Üst servikal segment atlantooksipital ve atlantoaksiyal eklemlerden oluşur. Baş hareketlerinin çoğu bu segment tarafından sağlanır. Alt servikal segment 3-7. servikal vertebralar ve bunlar arasındaki disklerden oluşur. Esas görevi başa mekanik destek sağlamaktır.

Servikal Vertebra AP ve Lateral Direkt Grafi

Anteroposterior
1. C3'ün iki parçalı spinöz prosesi
2. Süperimpoze (üst üste binmiş) artiküler prosesler
3. Unsinat proses
4, Hava ile dolu trakea
5. C7'nin transvers prosesi
6. T1'in transvers prosesi
7. 1. kosta
8. Klavikula
4th-7th: 4.'den 7.'ye kadar olan servikal vertebraların gövdeleri
Lateral
1. Atlasın anterior arkı
2. Aksisin densi
3. Atlasın posterior arkı
4. Yumuşak damak
5. Dil kökü
6. Transvers proses
7. İntervertebral disk
8. İnferior artiküler proses
9. Superior artiküler proses
10. Faset eklem
11. C7'nin spinöz prosesi
2nd-7th: 2.'den 7.'ye kadar olan servikal vertebraların gövdeleri

Omuz Ağrısı Yapan Bozukluklar

  • Rotator manşon lezyonları
    • Dejeneratif tendinit
    • Kalsifik tendinit
    • Bursit
    • Rotator manşon tendinit ve bursitlerinin tedavisi
  • Adezif kapsülit
  • Bisipital tendinit
  • Polimiyaljia romatika
Rotator manşet lezyonları
Dejeneratif tendinit
Ayakta dik durma ve günlük aktiviteler supraspinatus ve diğer rotator manşon tendonları üzerine yıpratıcı etki yapar. Omuzun fleksiyonu ve abduksiyonu ile kapsül ve tendonlar humerus başı ile korakoakromiyal bağ arasına sıkışır. Özellikle kolunu akromiyon seviyesinde ve onun üzerinde tutarak çalışmak zorunda olanlarda rotator manşon iskemisi daha kolay meydana gelir. Supraspinatus tendonunun aşınma ve dejenerasyonunda rotator manşonun kanlanması önemlidir. Desteklenmiş inaktif kolda dolaşım yeterli olduğu halde, kol yanlara sarkık veya abduksiyonda iken yeterli dolaşım sağlanamaz. İskemik tendon, normal tendona göre daha kolay yırtılır.

10 Aralık 2012 Pazartesi

Brakiyal Pleksus Yaralanmaları

1- Kök seviyesinde
Kök basısı: Omuz-kol bölgesinde ağrı ve kas zayıflığı
Köklere travma: Üst ekstremite kaslarının yanında, torasikus longus ve dorsalis skapula sinirleri dolayısıyla skapula stabilizatörleri de etkilenir.
2- Trunkus ve kord yaralanmaları
Üst trunkus yaralanması (Erb Duchenne paralizisi): En yaygın problem. At veya motosikletten düşerek kolun geriye itildiği travmalarda trunkus superiorun C5-C6 kökleri zedelenebilir. Abduksiyon, radial fleksiyon, dış rotasyon kaybı: Bahşiş pozisyonu. N. pektoralis lateralis de tutulduğu için diğer omuza dokunamaz.
Orta trunkus yaralanması: Nadirdir.
Alt trunkus yaralanması (Klumpke paralizisi): Çok sık görülmez. Şiddetli veya uzun süreli kolun yukarıya doğru yerinden çıkması (zor doğum), omuz çıkığı, akciğerin apikal tümörleri, servikal kaburga veya skalen sendromu sonucunda olabilir. Doğumda klavikula kırığına bağlı oluşabilir. Alt trunkusun ön ve orta uç dallarından oluşan bütün sinirlerde fonksiyon kaybı olur. Düşük el, ulnar fleksiyon kaybı olur. Kol sarkık durumdadır, n. pektoralis medialis'in tutulumuna bağlı olarak kol adduksiyonu etkilenir.
3- Fasikül yaralanmaları
Posterior fasikül: Cumartesi gecesi felci, koltuk değneği felci.
N. radialis yaralanması: kol, önkol, el bileği ekstansör kaslarında fonksiyon kaybı, düşük el.
Torakodorsal sinir paralizisi: M. latissimus dorsi paralizisi
N. aksillaris yaralanması: Deltoid üzerinde duyu kaybı. Deltoid ve teres minör paralizisine bağlı olarak omuz abduksiyon ve dış rotasyon zayıflığı

3 Aralık 2012 Pazartesi

Kalçanın Transient (Geçici) Osteoporozu

Kalçanın geçici osteoporozu bilinmeyen nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Literatürde transient deminerilizasyon, migratuar osteolizis, kalçanın refleks sempatetik distrofisi, transient kemik iliği ödemi olarak da ifade edilmektedir. Kalçada kendiliğinden ağrı gelişmesi ve direkt grafide osteoporoz bulgularının ve MR'de kemik iliği ödemi görülmesi ile karakterizedir. Genelde kendiliğinden altı ay ile bir yıl süre içinde iyileşir. Sıklıkla orta yaş erkeklerde ve gebeliklerinin son üç ayındaki kadınlarda görülür. Erkek kadın oranı 3:1'dir. Bu grupların neden kalçanın geçici osteoporozundan etkilendiği açık değildir. Gebelik dışında kolaylaştırıcı faktör bilinmemektedir.

Birinci Metatarsofalangeal Eklem Osteoartritinin Sağlıkla İlişkili Yaşam Kalitesine Etkisi

27 Kasım'da literatür sunumu kapsamında bölümde Arthritis Care & Resarch dergisinin Kasım 2012 sayısındaki 10 adet makaleyi tartıştık. Bunlardan biri vesilesi ile birinci metatarsofalangeal eklem osteoartritinin önemini hatırlayalım. Bu durumun 60 yaşındaki erkeklerin %32 ve kadınların %46'sında görüldüğü bildirilmiş. Aslında birinci metatarsofalangeal eklem osteoartritinin kliniğinden daha önce bahsetmişim (halluks limitus ve halluks rijitus). Bu çalışmada da yaşam kalitesine olan etkisi araştırılmış.

2 Aralık 2012 Pazar

Pes Planus (Düz Taban) İçin Yararlı Olabilecek Bazı Egzersizler


  • Aşil tendonunu germe tedavinin önemli bir parçasıdır, kısalmış Aşil tendonu genelde ayağı içe (pronasyona) döndürür.
    • Bir duvara karşı durarak ellerinizi göz hizasında duvara yerleştirin. Germek istediğiniz bacağınızı diğerinin yaklaşık bir adım gerisine yerleştirin.
    • Arkadaki topuğunuzu yerde tutarak öndeki dizinizi arkadaki bacağınızın arkasında gerginlik hissedene kadar bükün.
    • Germeyi 15-30 saniye sürdürün. 2-4 kez tekrar edin.
    • Bu egzersizi günde 3-4 kez yapın.